TAKIM OLMAK

"Dünyanın en iyi eğitim görmüş, motivasyonu en yüksek insanlarını işe alın ve işe yaramaz bir sistemin içine yerleştirin. Göreceksiniz, her seferinde kazanan sistem olacaktır." Geary Rummler

Televizyon dantelli örtüsüyle evimizin başköşesine kurulmadan önce yaz aylarında özellikle yazlık sinemalar en büyük eğlencemizdi. Yazlık sinemanın sert tahta iskemleleri için hazırlanan minderler elimizde Ortaköy’de Çamlıset ve Barbaros sinemalarına giderdik. Ben babaanneme söz verirdim. İkinci gazozu istemeyeceğim, uykum geldi eve gidelim demeyeceğim diye. İkinci gazozu da isterdim. İkinci film başlamadan da uykum gelirdi.

Benzerlerini defalarca seyrettiğimiz bir savaş filmiydi. Filmi yıllar sonra tekrar seyrettiğim zaman aldığım notları bir koç kimliğiyle değerlendirdim. 

Dünyayı kurtaran en kahraman Süperman Amerikalılar yüksek dağın bir yamacında Nazilerin bir şatoda ellerinde tuttuğu ölümcül bir virüs üzerine çalıştırdıkları Çinli bilim adamını kaçıracaklardı. Bir albay, Amerika'da gezdiği karargâhlarda aldığı bilgiler doğrultusunda kendisinin liderlik yapacağı 4 kişilik bir takım kuracaktı. En sarp ve dik kayaların denize indiği bir dağın tepesindeki şatoya deniz yolu ile gireceklerdi. Kapıyı açacak bir dalgıç Maldivli yerli; kaçarken düşmanı şaşırtmak için yerleştirilen bombaları ateşleyecek bir bomba uzmanı, zenci(O zaman Afrikalı ya da siyahi denmiyordu,); bir yakın dövüş ustası Japon; attığını vuran kabına sığmayan bir nişancı, kızılderili ve takımın lideri de İngiliz albaydı.

Liderlik deyince Ingiliz albay aklıma gelir. Albay, takımı toparladıktan sonra taşıyacakları teçhizat ile günlerce deniz dağda eğitim yaptırdı. Seçilen askerlerin yukarıda saydığım temel özellikleri dışında dayanıklılık, süreklilik ve odaklanma eğitimleri verdi. Albay, asi ve isyankâr nişancıya bu takımda bir lider olacağını yapılan bir bilek güreşinden sonra gösterdi. Albay takımdaki askerlerine özelliklerini dikkate alarak diyalog kuruyordu. Takımı oluşturan bireylere karşı eşit uzaklıkta değildi. ABD de demokrasi vardı, albayda yoktu. Adaletle eşitliği, eşitlikle iyi niyeti birbirine karıştırmıyordu. Albay, takımına eylem sonrasında sahip olacakları maddi kazanç(para, özgürlük. kariyer) dışında eylem öncesi milliyetçilik duygularını da şırıngayla veriyordu. Maldivli yerli, Afrikalı, Japon, Kızılderili, Avrupalı Albay. Her şey Dünya'yı kurtarmak içindi. Farklı beş ırk farklı özelliklere sahip dört kişiliğin oluşturduğu takımda sinerji mükemmeldi. Hedefleri ortaktı. A, B ve C planları vardı.

35 yılınızı iş hayatına verince hikâye anlatma şansınız da oluyor. Okul yeni bitmiş üniversitede asistan olarak çalışıyorum. Avcılar'da bir pilot bir tesisin yöneticilik görevini bir mühendis arkadaşım ile paylaşıyoruz. 7 işçi arkadaşla birlikte takım 9 kişi. Döner sermayeden çok küçük bir para teşvik amacı ile biz iki mühendise verilmişti. Ben o para ile ancak iki kilo baklava alabilmiştim. Tüm işçi arkadaşlarla birlikte yemiştik. Takımsak o para hepimizindi.

Albay eğitim boyunca takımla aynı koğuşta yattı. Aynı yemekleri yedi. Albay çok ilginç adamdı. Takıma tüm bilgilerini aktarırken takım içinde de bilgi alışverişini sağlamıştı. Filmin bir sahnesinde yaralanan bomba uzmanın, işini nişancı tamamlamıştı. Paylaşılan bilgi güçtür.

Albay eylem planını anlatırken can kulağı ile dinleyen takımın her bireyi, sorular soruyordu. Beyin fırtınası yaptıkları sahne ilginçti, herkesin söz hakkı vardı. Albayın etkin bir dinleyici olması ve özgüveni dikkatimi çekmişti. Koltuğundan olacak korkusundan uzak bir yönetici liderdi. Takım oluşturulana kadar bireyler arasındaki çatışmaları yönetmiş, güven duygusunu aşılamıştı.

İyi bir takım kurmak istiyorsanız: Egosunu dışarıda tutmayı öğrenmiş, adaletin eşitlik olmadığını, mantığı ile duygularını yönetebilen, kaynak yönetiminin ne anlama geldiğini bilen bir yönetici lider seçebilirseniz, size iyi bir takım kuracabileceğine gönülden inanıyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİLİYORUZ DA KONUŞUYORUZ

HIRSIZ

İSTİYORUM