Kayıtlar

Mart, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

HER FOTOĞRAF BİR BELGEDİR

Resim
Fotoğraflara bir göz attınız mı?  Eğer bu fotoğraflar olmasaydı, katliamların ve felaketlerin boyutlarını asla bilinmeyecekti. Savaş ya da deprem bölgesinde birebir yaşamayan gerçek fotoğrafın boyutunu asla bilemeyiz.  Acıyı çeken bilir, fotoğraflar da acıların birer belgesidir. Savaşları, sömürdükleri ülkenin öz kaynaklarını tüketmek için o ülkenin iktidarlarıyla bir olup çıkartanlar ve deprem bölgelerinde diri fayların üzerine çok katlı binalara imar izni ve kaçak binalara imar barışı adı altında imar izni verenler utanç duyup istifa bile etmiyorlar.  Kevin Karter, çektiği fotoğrafın acısı yüzünden intihar etti. Ne Vietnam, ne Sudan ne de Filistin'deki savaşlarda bir çocuk öldü. Ne Büyük depremlerde ne de Grand Kartal Otelindeki yangında bir çocuk öldü. Sayısını tahmin bile edemeyiz.  Dünya siyasetinde ne yazıkki fotograftaki çocuklar gibi figüranlarız, kontrol edemediğimiz, belirsizlik olarak gördüğümüz her ne varsa bizi sadece korkutuyor.  Fotoğraflar birer ...

YAŞLANINCA ÇENEYE VURUR

Resim
 (+13 üzeri😊) Dün doğum günümdü sabahtan telefon trafiğine çocukluk arkadaşım EAQ'da katıldı. Telefonda iyi ki doğdun nakaratından sonra ben, 65'den gün aldım deyince kankam, 65 bitti, yakında belediye otobüsüne bedava bineceksin deyince bozuldum. Aynı yaşta olmamıza rağmen ne zaman kaç yaşında olduk muhabbetinde beni bir yaş büyütür.  Beni titrek yaş gubuna koymaya bayılıyor. Bir an sessiz kalıp telefonda kanka, yaşadık, dedim. 75 yaşında belediye kerhaneyi bedava yapacakmış, sınırsız olacakmış dedim. Telefonda koptu. Nereden buluyorsun bu lafları dedi ve telefonu yüzüme kapattı.  Akşam eşime muhabbeti anlatınca içine de havaalanındaki gibi yürüyen yol yaparlar bir kapısından girer diğerinden çıkarsınız deyince sohbetimizi dinleyen diğer kankam, gençlik arkadaşım CSW, o da 65'den günler aldı, kahkaha atarken yaz bunu Tevfik yaz, dedi. Yaşlanınca çeneye vurur derlerdi; doğruymuş, başladı. Dava açarlar diye adlarının baş harflerini yazdım.  #atevfikceritoglu

KENDİMİZE HANGİ SORULARI SORUYORUZ?

Resim
Sürekli şikayet ettiğimizin farkında mıyız? Her kimle yaşıyorsak sürekli ettiğimiz şikayetler yüzünden o birlikteliğin temelini sarsmaya başlarız.  Ne oluyor da şikayet ediyoruz? Şikayet ettiğimiz her ise bir çözüm var mı? • İnsanlardan mı şikayetçisiniz?/ İletişim kurmakta zorlandığınız sürekli sizi üzen insanlarla birlikte olmak zorunda mısınız?  • Bulunduğunuz yerden mi şikayetçisiniz?/ Niye oradasınız? Gitmek istediğiniz farklı bir yer var mı? Gitseniz ne olur? • Ağrılarınızdan mı şikayetçisiniz?Doktora gittiniz mi? Yürüyor musunuz? Spor veya yoga yapıyor musunuz?  • Yorgunluğunuzdan mı şikayetçisiniz?/ Doktora gittiniz mi? Yorgunsanız dinlenmeyi denediniz mi?  • Sorumluluklarınızdan mı şikayetçisiniz?/ Sorumluluklarınızı yazınız.  Önceliklerinizi belirleyiniz. Öncelikleriniz tercihleriniz mi? Kendinizi sorumlu gördüğünüz konularda her kimle yaşıyorsanız o kişinin de aynı sorumlulukları alması gerekiyor mu?  • Havadan mı şikayetçisiniz? Havalar hep...

SAÇMALAMA

Resim
Günlerden pazar, camda kararmaya başlayan puslu nemli yaz yakıyor, klimanın fanı da son hız üşütüyordu. Yuvarlak masanın başındaki yemek yiyen beş kişi hararetle hafta sonu yorgunluğu sohbetinde adeta kaybolmuşlardı. Bir an hava elektriklendi. Sesler yükselirken hafta sonu tatsız bir anıya savruluyordu.  Hiç kimse birbirini duymuyordu. Ne olmuştu da tartışma çıkmıştı? Egolar çarpışmıştı. Çocukluğumun vazgeçilmez western filmlerinin bir sahnesinde at arabasında patlayıcı sıvı nitrogliserin şişelerin birbirine çarpınca patlaması gibi egolar odaya saçılmıştı.  Ego, saklı bahçemizdir. Egomuz, yüksek duvarlar üzerinde dikenli tellerle çevrili sınırlarımızın içinde yer alır. Anlayamayız bazen gerçekten uğradığımız bir haksızlığa mı yoksa gerçeklerle yüzleşmemizde mi ego patlar? Suskun bir volkan huzurunda iken bizi kabına sığmaz bir alev yumağına çeviren tetikleyen nedir? Bir ses tonu, bir mimik, bir sözcük mü? Hangisi bizi kışkırtır hiç düşündünüz mü? Bir satış eğitiminde müşteriyi...

OSURUK

Resim
İki sevgili ya da karı koca bir toplum içinde (akraba, kafede arkadaş, iş arkadaşları, süpermarkette kasiyerin önünde, restoranda garson ve diğer insanlar) sanki o insanlar orada yokmuş gibi konuşurlar. Birbirlerine hakaret ederek, aşağılayarak, küçümseyerek sohbet ederler. Bu sohbet birbirlerini eleştiriye döner, manipülasyon hakim olur sohbete, her nasıl bir toplum içindelerse konularına destek bulmaya çalışırlar. Onları da konuya dahil ederler. Onlardan birileri de konuya düşerler, anılarını anlatarak bitaraf ya da taraf olurlar. Konu da çok basit ama mahremdir. Genellikle osuruklarını tartışırlar.

ARKADAŞI MIYIZ EBEVEYNİ MİYİZ?

Resim
Bir arkadaşa niçin ebeveynlik yaparken buluruz kendimizi, bunu konuşalım mı? Yörüngesinde hareket ettiğimiz arkadaşımız benmerkezci konuma geçip bizim her şeyimizi kontrol etmeye başlar. Yememizi içmemizi, iş yaşamımızı, ailemizle olan ilişkimizi, geleceğimizi hatta sevgilimiz varsa onunla ne yaptığımıza varıncaya kadar kurban rolüne girerek kontrol eder ve sanki sizin mağdur çocuğunuzmuş gibi ailesindeki mağduriyetini sürekli dile getirerek ağlar, şikayet eder ve bizden koşulsuz sevgi altında bir bağımlılık bekler. Sürekli şikayet ettiği bir kişi ya da bir olay vardır. Bu şikayetçi olduğu kişi hem iş yerinden hem de ailesinden biri olabilir. Özel yaşamımızda ailemizden bir yetişkin olarak ayrı eve çıkıp kopabilirken böyle bir arkadaşın yakın markajından kopamayız. Arkadaş ayağına bizi manipule ederek tek taraflı bir ilişki yaşanmaya başlar. Ailemize hesap vermezken ona sormadan çişe bile gidemez hale geliriz.  Çok önemli: Psikolojik bir sorunu olan bir kişiyle beraberizdir. Asla o...

KENDİNİ BİL

Resim
Kavga sırasında küfürleşmeden önce bir itip kakma anı vardır. Birbirine böbürlenme ya da aşağılama halidir. "Sen kimsin oğlum?" ya da  "Kimsin lan sen?" gibi. Hakikaten ben kimim? Sen kimsin? Biliyor muyuz kim olduğumuzu? Hangi soruları sorarsak kim olduğumuzu biliriz? Kim olduğumuzu bilirsek arkadaşımızın ya da ebeveynlerimizin kim olduğunu da anlayabiliriz?  İp ucu:  Kim olduğunuzu bilmek, özgüvenimizi kazanmanın yolunu açar.  Kim olduğumuzu bilmek hiç kimseye ve nesneye bağımlı olmadığımızın da işaretidir.  Kendimizi bilirsek, karşılıklı bağlılığın ne olduğunu da öğrenebiliriz.  Bağımlı değil karşılıklı bağlı ilişkiler geliştirebiliriz.  Kendini bilmek için izleyeceğiniz yolları biliyorum.  Arayabilirseniz?  Söylebilirim. Yaşam ve Yönetici Koçu Ahmet Tevfik Ceritoğlu