Kayıtlar

Ekim, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

BEYOĞLU

Resim
Beyoğlu hayat kadını Beyoğlu çakal Beyoğlu pezevenk Beyoğlu tiner kokusu Beyoğlu sessiz Beyoğlu kalabalık Beyoğlu canlı bomba Beyoğlu Galatasaray Lisesi  Beyoğlu Cumartesi anneleri Beyoğlu korsan Beyoğlu şahit Beyoğlu polis Beyoğlu kan Beyoğlu bayram yeri Beyoğlu kimsesiz Beyoğlu Pera Palas Beyoglu turist Beyoğlu kilise Beyoğlu kayıp Beyoğlu tramvay Beyoğlu Çiçek pasajı Beyoğlu kokoreç Beyoğlu midye tava Beyoğlu Madam Anahit Beyoğlu neşe Beyoğlu hüzün Beyoğlu aşk Beyoğlu Yeşilçam Beyoğlu Ferhan Şensoy Beyoğlu İstanbul.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ BİR MİRAS DEĞİLDİR, EMANETTİR, SONSUZA DEK KORUYACAĞIZ

Resim
YÜCE MİLLETİMİZ YÜCE HALKIMIZ TÜRK GENÇLİĞİMİZ TÜRK BAYRAKLARINIZI ASINIZ. KURTULUŞ SAVAŞINI BİZ KAZANDIK, CUMHURİYETİMİZİN 100.YILINDA DA YİNE BİZ KUTLAYACAĞIZ. TÜRKİYE CUMHURİYETİ BİR MİRAS DEĞİLDİR, EMANETTİR, SONSUZA DEK KORUYACAĞIZ. 29 Ekim 1923 Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlık ilanıdır. Cumhuriyet Bayramımızı 100. yılında da kutlamaya başladık. Türk bayraklarımızı evlerimizin balkonlarına astık.  29 Ekim'de meydanlarda Türk bayraklarımızla çoğalacağız. BÜYÜK DEHA, BAŞKOMUTAN, DEVRİMCİ, BAŞÖĞRETMEN, CUMHURBAŞKANI,  GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK diyorki: "Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sade din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz." "Laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı içi...

SAVAŞ BİR CİNAYETTİR

Bir hastaneyi bombalamak, masum halkın üzerine roket yağdırmak kimin iyiliği için yapılmıştır. Allah için mi? Tanrı için mi? Yaradanı bile ayrıştırmışlar. Hitler ve Hitler gibiler, Yahudilere, Hıristiyanlara ve Müslümanlara vicdansızlığı, zulmü ve soykırımı meşrulaştırmayı öğretmiştir. Bu dinlerden olan insanlar zaten katliamı, vahşeti biliyordu, yaşıyordu, biliyor ve hâlâ yaşıyor.  Hitler ölmedi. Dünya'nın her yerinde Hitler gibi diktatörler, SS subaylarıyla, sistematik soykırım kamplarıyla faaliyet göstermeye devam ediyor. Yakın tarihlerdeki soykırımları hatırlayınız: Kızılderililer, Aborjinler, Vietnam, Kamboçya, Cezayir, Sudan, Srebrenitsa, Hiroşima, Nagazaki, Doğu Türkistan, Filistin, Körfez savaşı, Yemen, Ruanda, Kurtuluş Savaşı öncesi ve sonrası Türkler vd. hangi birini sayalım. Milyonlarca insan katledilmiş, yakılmış, katlediliyor, yakılıyor. Hitler ve Hitler gibiler tüm dinlerin peygamberlerinin varolma nedenlerini unutturdu. Şeytanca düşünmeyi 'Kıvrak zekâ,' olduğ...

KURBAN ÜÇGENİ

 "Kurban Tuzağından Kurtulmak" Diane Zimberoff'un (pdf)kitabını okumaya başladım.  "Bilincinizde ne olup bittiğini hayatınıza çektiğiniz insanlara bakarak anlayabilirsiniz. Hayatınızda çok fazla kurban varsa bir kurtarıcı olduğundan emin olabilirsiniz." Kurtarıcıyı oynarken kurban rolüne girebilirsiniz. Kurbanın en çok sarf ettiği cümleler: "Kimse beni sevmiyor. Herkes benden nefret ediyor. Tüm kötü şeyler beni buluyor. Kimse beni anlamıyor. Ben bunu hak etmiyorum. Yakında ölürüm, kurtulursunuz. Herkes benden nefret ediyor."  Eğer çocuklarınız da bu sözlerden birkaçını sık kullanıyorsa evdeki kurban rolünü oynayan kişi, çocuğu kurban olma rolüne sokmuştur.  Yazara göre kurban rolünde olan kişiler, çocuklarına en sık kullandığı sözler: "Aptalsın. Saygısız seni. Yalan söylüyorsun. Sus odana git, cevap verme. Kapa çeneni. Ailede yaşanan ailede kalır." Kurban rolündekiler sürekli mağdurdur. Kurban rolündekiler genelde bağımlı kişilerdir. Alışveri...

ZAFERİ, KAZANANLAR KUTLAR

Resim
Zaferi, kazananlar kutlar. 3 gün milli yas ilan edildi. Duyarlı bir yaklaşım. Gazze'de, kadın, erkek, yaşlı, bebek, genç, hasta demeden haince öldürülen masum insanlar için üzülüyoruz. Çünkü Çanakkale'de, Kurtuluş savaşı öncesi Yunanlıların işgali sırasında hatta Kuruluş Savaşının son günlerinde Yunanlılar kaçarken haince, vahşi, bilinçli şekilde katliamlara maruz kalmış neslin torunlarıyız.  TRT, eğer doğruysa, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızın 100. Yılı kutlamalarını ileri bir tarihe ertelemiş? 100. yıl bir daha ne zaman gelecek? Atatürk'ün Gençliğe Hitabesinde ne demişti? "Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî ...

ACELEN VARSA NE İŞİN VAR DATÇA'DA

"Yıllar yorgun ben yorgun; boşa geçti seneler"mi diyorsun. Yavaşla o zaman. Kapıları ve direksiyonu kilitlenmiş, Deep Purple'dan 'Highway star,' kolonları yırtarken ikiyüz elli kilometre hızda giden, otomatik vitesli bir aracın içinde "Frensiz bir yalnızlık" değil mi şikayetimiz?  Her kilometresinde camlarından hızla akan, yaşam fotoğrafları hep flu. 'Yaşa ve geç' sloganında nereyi geçtik, ne görmüştük, kimler vardı? Hangi sevgilerin bekleyişi, hangi özlemlere kavuşmanın heyecanı vardı? Hangi çocuğumuzun bebekliği, hangi delikanlının ya da genç kızımızın ergenliğini hatırlıyoruz?  Zaman su gibi geçiyor? Yaşamın, daha dün pazartesiydi nasıl da cuma olmuş bile, klişesindeyiz.  Tuncel Kurtiz gideli kaç yıl oldu? 5 yıl mı? 2023'deyiz? 2013'de uğurladık.  Ne diyordu üstad?  " Bazen hayat seni öyle zorlar ki yolun başında kimdin unutursun." Ölüleri geçtim de hayallerimizi bile hatırlayamıyoruz? Ne siyah beyaz ne renkli ne de müzik ku...

BOŞANMA SELFİSİ

Boşanma selfisi diye bir şey varmış. Eksik birşeyler var bu durumda içime sinmedi. Bence boşanan çift, düğüne çağrılanları tekrar çağırabilir. Tüm dügün davetlileri, düğün yemekliyse kendi yemeğini ve içkisini, orkestrasını, düğün klasikse kuru pasta, yaş pastasını ve limonatasını, çalgıcısını alıp gelebilir. Ortak bir orkestra veya çalgıcı da tutulabilir. Aynı düğün sarayı olursa daha iyi olur.  Gelinle damatın evlilik boyunca boşanma sürecine gelinceye kadar, tüm kısa video ve selfileri perdede davetlilere gösterilir. Gelinle damat evlenilen günü anımsatmak için sadece duvak ve papyon takar, masaları dolaşıp herkesin getirdiğinden bir lokma alır, takıp takıştırılan ne varsa davetlilere iade eder.  Hep birlikte göbekler atılır, halaylar çekilir. Şarkı ve türkü sözleri genelde evliliğe uygun değildir. Aynı şarkılar boşanma törenin de rahatlıkla çalınıp söylenebilir. Çünkü uygundur.      Örnek:  "Kar Yağıyor Yağıyor,            ...

MEKTUP

VEDA ( 20 Aralık 2013, Ankara) İstanbul'dan 1999 yılında ayrıldığımda hiç arkama bakmamıştım. Geçende iş gezisi için yine İstanbul 'daydım. İstanbul, kaosun tam karşılıydı benim için. Ankara'ya dönüş uçağı için havaalanında son kontrolü geçtiğimde sanki Türkiye'ye kesin dönüş yapan bazı Alman gurbetçileri gibi mutluydum. Ankara'dan da kesin dönüş var İzmir'e.  Ayrılma vakti yaklaştıkça Ankara sokaklarında sabahın ilk saatlerinde ellerim ceplerimde başım önümde yürüyorum günlerdir. "6 yıl ODTÜ 1976-81, 13 yıl 6 ay 1999-2013 Form Fabrika/ Susuz. Yıllar karlarla birlikte erimiş gitmiş. İzmir'de kar da yok.  Aslında taşınma olayını bir yıldır içimizde biliyor ve yaşatıyorduk. Bu acımasız süreci yönetmenin verdiği yorgunluk olsa gerek t ereddütlerimizin hırçın dalgalarında bir yükselip bir düşüyorduk. Zeki Müren'den bir nakarat dilimde: " Gitmek mi zor? Kalmak mı zor? O sabahı sen bana sor, Ayrılığı sen bana sor," Millet koltuğunu değişt...

KOMŞUMUZ GİTTİ

Datça'ya beş yıl önce taşınmıştım. Komşumuz Kemal'le selamlaşmaya başlamıştık. Onun eşi de benim ki de çalıştığı için yalnızdık.  Bir sabah kapı çaldı, açtım Kemal'di. "Üç gündür sesin soluğun çıkmıyor merak ettim," cümlesiyle dostluğumuzu başlatmıştı. Kemal'in kadim dostu Nizam'la tanıştırdı. Nizam, Datça'yı terk edene kadar güzel anlarımız sohbetlerimiz oldu. Nizam, tek kelimeyle insandı. Sonra Kemal'in eşi Dilek'i tanıdım. 64 yaşındayım, hiç komşum olmamıştı. Dilek ve Kemal, kötülük bilmeyen, paylaşmayı seven, nazik, duyarlı, hoş görülü komşularımız oldu.  Pandemi, deprem derken yazları onları bekliyorduk. Bir araya geldiğimizde acaba bunu söylersem alınır mı, şöyle davransam küser mi, arkamdan beni şikayet eder mi diye düşünmediğimiz özgürce konuşabildiğimiz gönülden iki dostumuz olmuşlardı. Dostluğun temelinde kendini sevmek, kendine saygı duymak, kendini bilmek olunca kısa zamanda da dostluk kurulabiliyormuş çünkü o zaman karşınızdakini ...

EVRENSEL DOĞRULAR EVRENSEL YANLIŞLAR

Sosyal medyada özlü sözler, psikoloji, felsefe veya siyaset üzerine güzellemeler paylaşılıyor. Bu sözleri  araştırmadan, kim, kime, ne zaman, niçin, nerede söylemiş bilmeden sosyal medya kara deliklerine gönderiliyor. Bu sözleri okuyan çoğunlukla kendinle ilgili bir çıkarımda da bulunmuyor, en yakınında bu sözler kime uyuyor diye düşünüyor ve ona gönderiyor. Narsizm hakkında bir söz görüyor. Arkadaşı 'Brad' görsün diye, ama Brad görmüyor görse de üzerine alınmıyor, beyhude bir çaba. O zaman etiketle, yemiyor. Ya Brad'de psikopatlık üzerine bir söz okursa ona gönderirse. Narsist sözünü gönderenin paylaşımlarına bakıyorsunuz, narsistin önde gideni, kendi fotoğraflarından başka hiç kimseye yer yok duvarlarında.  Her ne paylaşıyorsanız şuna da dikkat ediniz. O söz Nietzsche'nin mi? Schopenhauer'in mi, Mustafa Kemal Atatürk'ün mü? 'Brad'in narsist olmayan arkadaşı o sözü uydurmuş olabilir? Kimbilir? Sonuç, hiç kimse sosyal medyadan okuduğu her ne ise uyanıp n...

SORUN KİMİN SORUNU

İnsanız, doğduk bir kere yani yola çıktık bir kere. Yol uzun da değil kısa, ince de değil kalın ve dolambaçlı. Başlık ne yazdım?" Sorun kimin sorunu?" Çıktığımız bu yolda bir yetişkin olduğumuzda özgür irademiz doğrultusunda kararlar alır ve tercihlerimizi yaşamaya başlarız. Doğru mu? Dayatılanı yaşamayı alışkanlık edinenlerin yanıtı "Hayır," olacaktır. Birilerine sırtını dayayanlar, eşini, anne ya da baba yerine koyanların da yanıtı "Hayır," olacaktır. Çünkü eşlerimizde hatta çocuklarımızdan sürekli ebeveyn ilgisi bekleriz, kişisel sorunlarımızı çözmesini de bekleriz. Çünkü biz doğuştan itibaren kurban rolünü benimsettiler. Kalkıp bir bardak su koyup içmekten bile eriniriz. Bir bardak su ver, deriz.  Meslek seçimi yapmak, çalışacağın iş yerini seçmek, işini değiştirmek, mülakatlara katılmak, ev satın alırken tapu çıkartmak, bankadan kredi almak, pasaport yenilemek, aracımızı vurunca rapor tutmak, sigortaya başvurmak tüm bunlar kendi tercihimiz değil mi? ...

ARADA

Arada kelimesiyle yola çıktım. Arada ne demek? Dünya üzerinde kimler arada diye düşündüm. Balina, yarasa, rüya içinde rüyalar görenler, ne erkek ne de kadın olduğunu hissedemeyenler, göçmenler, intiharın eşiğinde olan insanlar. Sonra yoldan geçen birilerine mikrofon uzatıp arada kelimesini duyunca aklınıza ilk gelen nedir diye sordum. Aldığım yanıtlar: Yoğun bakım ünitesinde günlerce yatan hastalar, aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsem bıyık halleri, evlat ve baba ikileminde arada olduğunu düşünen bir anne(Arabulucu ile karıştırdı sanırım,) ergenlik sürecini yaşayan bir genç, iki erkeğe aşık olmuş bir kadın, iki kadına aşık bir adam, hem kadına hem de erkeğe aşık olmuş bir erkek veya bir kadın, erişkin bir yaşta görme veya işitme duygusunu kaybetmiş insanlar. Mikrofon yerine elimde fotoğraf makinesi olsaydı, hangi kareyi gördüğümde “İşte arada,” diye haykırır ve deklanşöre basardım, o anı soyutlardım. Aylardır üzerine konuştuğumuz soyut fotoğrafçılık dilinde o anı kâğıda nasıl aktarırd...

TAKIM OLMAK

"Dünyanın en iyi eğitim görmüş, motivasyonu en yüksek insanlarını işe alın ve işe yaramaz bir sistemin içine yerleştirin. Göreceksiniz, her seferinde kazanan sistem olacaktır." Geary Rummler Televizyon dantelli örtüsüyle evimizin başköşesine kurulmadan önce yaz aylarında özellikle yazlık sinemalar en büyük eğlencemizdi. Yazlık sinemanın sert tahta iskemleleri için hazırlanan minderler elimizde Ortaköy’de Çamlıset ve Barbaros sinemalarına giderdik. Ben babaanneme söz verirdim. İkinci gazozu istemeyeceğim, uykum geldi eve gidelim demeyeceğim diye. İkinci gazozu da isterdim. İkinci film başlamadan da uykum gelirdi. Benzerlerini defalarca seyrettiğimiz bir savaş filmiydi. Filmi yıllar sonra tekrar seyrettiğim zaman aldığım notları bir koç kimliğiyle değerlendirdim.  Dünyayı kurtaran en kahraman Süperman Amerikalılar yüksek dağın bir yamacında Nazilerin bir şatoda ellerinde tuttuğu ölümcül bir virüs üzerine çalıştırdıkları Çinli bilim adamını kaçıracaklardı. Bir albay, Amerika...

YAŞAM, YÖNETİCİ VE LİDER KOÇU NEDİR?

"Nasrettin Hoca bir gün eşekten düşmüş, üşüşmüş başına birçok meraklı insan ve her kafadan bir ses derken; biri - Aman hocam hemen bir doktor çağıralım, demiş. Nasrettin Hoca önce etrafına bir bakınmış ve - Ben doktor istemem. Bana eşekten düşmüş biri gerek..." demiş. Hoca’nın yarası beresi ve kırığı çıkığı yok demek ki, doktor yerine eşekten düşmüş birini istiyor. Ne zaman bu fıkrayı anlatsam Nasrettin Hoca bugün yaşamış olsaydı “Bana bir yaşam koçu gerek” diyeceğini düşünürüm. Yaşam, Yönetici ve Lider Koçu, danışanınla karşılıklı güven ortamı ve uyumu sağlayarak koçluk sürecini başlatır. Koç, danışanın yaşadığı sorunları, ulaşmak istediği hedefleri, güçlü ve zayıf yönlerini, fırsatların neler olabileceğini hatta tehdit olarak neleri gördüğünü birlikte tespit ederler. Sonraki aşamada danışanın koyduğu hedefe ulaşmak için kullanılabilecek kaynaklar belirlenir ve karşılıklı karar vererek bir eylem planı hazırlanır. Plan devreye sokulur, uygulamada karşılaşılan aksaklıkla...