Kayıtlar

2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

MİZAH NE DEĞİLDİR?

Resim
  1) Yaşamımıza anlam katan iki kavram vardır: Merhamet duygusu ve mizah farkındalığı 2) Eğer karşınızdaki narsist bir kişilikse o şaka yapabilir ama asla siz ona yapamazsınız.  3) İktidarlar, mizahtan hoşlanmaz çünkü esnek düşünceye sahip bir toplum, sorgular. 4) Mizah yapabilmek ve anlayabilmek için IQ ve EQ önemlidir. IQ yani matematik, dil yeteneği, mantık, felsefe ve hafıza kapasitesini gösterir. EQ ise insanların duyguları nasıl anladığı, onları nasıl kontrol ettiği ve kendilerini nasıl ifade edebildiğini gösterir.  Sonuç olarak bir karikatür, şaka, fıkra veya komedi tiyatro oyununda mizahı çözümleyebilmek kahkaha atabilmek için mantıksal süreçleri ve duygusal süreçlerin farkında olmak gerekir. 5) Özsaygısı düşük dolayısıyla özgüven seviyesi düşük olan insanlara şaka yapıldığında öküzün altında buzağı arayabilir. Mizahı veya şakayı kişisel algılayabilir. Alınganlık seviyeleri yüksektir. 6) Şaka yapmakla alay etmek aynı şey değildir. Aralarında çok hassas bir denge v...

BORÇLANDIRILIYORUZ

Resim
İnsan doğasının en ilginç özelliklerinden biri, birisinden bir şey alındığı zaman karşılık verme ihtiyacı duyulmasıdır. Komşudan gelen dolu tabak, boş gönderilmez. Yaklaşık kırk yıl önce yapılan bir araştırmada, tanımadığı kişilere yeni yılda tebrik kartı gönderen bir profesör, gönderdiği kişilerin büyük çoğunluğundan karşılık kutlama kartları almıştır. İnsanlar sadece tebrik kartlarına değil, almayı düşünmedikleri hediyelere, katılmak istemedikleri davetlere, beklemedikleri jestlere duydukları borçluluk hissi nedeniyle karşılık verme eğilimindedirler.  Bunun temelinin insanlık tarihine uzandığını ileri süren antropologlar da vardır. Bu duyguyu bilimsel görünüş altında, dünyada en çok istismar eden ilaç pazarlama şirketleridir. • SADECE İLAÇ FİRMALARI MI? • SÜPER MARKETLER(Kasaya gittiğinizde 1000₺ aşarsanız, bir kilo un bedava, koş tamamla) • İLETİŞİM SEKTÖRÜ (GB kazanmak istiyorsanız, çarkı döndür ya da zeki telefonunu salla. Boş yok; var mı?) • YA SADAKA DAĞITAN İKTİDARLAR(Seçim...

ÇÖP ATMA

Resim
1) ÇÖP ATMA, DUYARLI OL 2) ÇÖP ATMA FARKIN OLSUN 3) OTUZ YILLIK ÇÖPLÜK BİR ENGELLİ TARAFINDAN BU HALE GETİRİLMİŞTİR. ÇÖP ATMAYINIZ. Sonbaharın etkisiyle sahiller, rüzgâr ve yağmurla birlikte organik pisliklerinden arınacaktır. Ya kaybolmayan, plastik atıklar, piknik yerlerinde çalı diplerine sokuşturulmuş, oraya buraya fırlatılmış denize atılmış pet şişeler, cam şişeler, poşetli poşetsiz kakalı çocuk bezleri, prezarvatifler, teneke kutular, hazır yemek ambalajları ne olacak? Georgis Milias’ın bir cümlesi tetikledi yazdıklarımı: “Biz de turistiz sadece öbür turistlerle aynı olmadığımıza inanmak istiyoruz.” “Çöp atma, duyarlı ol,” yeşil, mavinin ortasına dikilmiş çaresiz Datçalı bir vatandaşın sloganı tabelada ve “Çöp atma! Farkın olsun,”duvarda bir slogan.  “Engelli Datçalı İnsan”ımızın sloganı da şöyle: “Otuz yıllık çöplük bir engelli tarafından bu hale getirilmiştir. Çöp atmayınız,”  Kısmen başarılı da olmuşlar.  Duyarlı olmak ne demek acaba? Günümüz Türkiye’sinde kim ki...

ÖZLEM

Resim
Eski Datça’da avlular, şiir yazar Özgürlüğe özlem kokar Salınan her begonvil tacında renkler, Sarmaşıktır duygular sımsıkı Kaldırımlar burkar bilekleri İnadına bağırmaz, acımış bedenler Kendine dönerken gece Yıldızlar çiseler hayallere Yüzlerde çizgiler kızıla döner Sıcak yalnızlıklar, cennet  Sarp yamaçlar çam kokusu Bal çeker arılar Taş düşürür yamaçlar yankıda Korku bilmez keçi sekmeler İpsiz çivisiz zirve, buluta dokunur Masmavi bükler Sonsuzluğa kaç kulaç, uzak Güneş dalarken Akdeniz'den Ege’ye Tuz tatlandırır tenleri Kadehler terler masada Dostça kırılmalar sohbette Anason kokar mezeler Buzlu badem sıyrılır acılardan Umut yakamoz,  Dalgalarla dokunur kıyıya Aşk geceyi bekler… Şiir ve fotoğraf #atevfikceritoglu

KİTAPSIZ DOSTSUZ

Resim
"Bir dostunuza herhangi bir nedenle hediye almak istiyor ve ne alayım diye düşünüyorsanız bir kitap veya kitaplar hediye edebilirsiniz. Satın almak zorunda da değilsiniz; evinizin bir köşesinde yıllardır unutulmuş bir kitap mutlaka vardır. Janjanlı bir paket yapınız. Dostunuzun gözlerinin içine bakarak, senin için deyiniz. Dostunuz hediyenize sevinir ya da sevinmez, belki okumayabilir de, inanın okuyan birine o kitabı hediye verebilir ya da bir sahafa gidip birbaşka kitapla değiş tokuş yapar. Kim bilir? Bir arkadaşım yıllar önce şöyle demişti. Hangi yazardan hoşlandığınızı ya da hangi türde kitapları okuduğunuzu bilerek bir kitap hediye ederse, işte, ondan iyi bir dostunuz yoktur. Kitap, iyi bir dosttur. 

BAYRAM MIŞ

Resim
"Yılların verdiği yorgunluk olsa gerek..." diye kendi kendine söylendi. Ağrılarına aldırış etmeden sabahın gelmesini bekleyecekti yine. Bastonuna dayanarak radyatörün hemen yanındaki koltuğuna doğru yürüdü.  Yıllardır ne geleni ne de gideni vardı. Zaten "Allah ıslah etsin!" dediği bir iki yakınını da kendinden uzak tutuyordu. Sızlatan bedenini koltuğa bıraktı.  Çam kokulu ahşap sehpanın üzerinde su bardağı, cam kapaklı cam sürahisi, hemen yanında yıllardır tütünsüz gül ağacından piposu dururdu. Bardağına uzandı bir yudum suyu titreyen eliyle dudaklarına götürdü.  "Kendilerini sevmiyorlar! Niye beni sevsinler ki?" dedi. Koltuğun kenarında kitaplıktan aldığı kapağı yıpranmış, yaprakları sarı "Değişim, Kafka" yazan kitabı aldı. Kucağına koydu. Boynunda asılı kolye gibi duran yakın gözlüğünü taktı.  "Bayrammış onun için aramışmışlar,” diye mırıldandı. Ne bayramı diye sormamıştı bile... AHMET TEVFİK CERİTOĞLU

HIRSIZ

Resim
Dünyanın neresine giderseniz gidin, tüm hırsızlar arsız olur. Kaybedecek ar, namus, şeref gibi değerleri yoktur. Hırsızlar genelde ihtiyaçtan çalmaz. Allah, Hak ve Tanrı nedir bilmezler? Emek nedir onu da bilmezler, insana saygı da duymazlar. Çalmak için hep bir bahaneleri vardır. Tövbe etmiş hırsıza bugüne kadar rast gelinmemiştir. Hırsız sürekli yalan söyler "Ben çalmadım" der. Hırsızlar tek başına da çalmaz. Hırsız varsa erketeye yatmış bir arkadaşı mutlaka vardır. Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır derler ya. Bağırır, tehdit eder, çemkirir hatta öldürürler bile. Katil de öldürür ama soymaz. Hırsız ölüyü bile soyar. Hırsızları severiz hatta, sempati duyarız, destekleriz çünkü filmlerde hırsızlar zenginden çalar. Hırsız, polisten kaçarsa yakalanmasını istemeyiz ve alkışlarız. Oysa halk- emekliler, asgari ücretliler, memurlar, işsizler- zengin değildir ama soyulduğunda kendini zengin sanır. Halkı soymak kolaydır. Enflasyon, halkı soymanın en çok kullanılan ve en çok uyg...

İSTİYORUM

Resim
30 aylık(2,5 yaşında) can torunumla üç haftadır, inanılmaz güzel anlar yaşıyorum. Neyi isteyip neyi istemediğini net bir şekilde ifade ile söylüyor. Hepimiz ona hem sevgi hem de saygı duyuyoruz. Bugün çorap giymeyeceğini söylüyor. Giymiyor. Çıplak ayak sokağa çıkıyor. Eğer gerekçe sunarsak zeminde cam kırıkları, taş var diye çorapta giyiyor, ayakkabı da. Haşlanmış patates yemiyeceğini söylüyor. Çok ilginç, haşlanmış brokoli istiyor ve yiyor. Yatarken hangi kitabı okuyacağını o belirliyor. Gerçekten ne istiyorsun sorusuna tüm saflığı, deneyimleri kadar net yanıt veriyor. İsteklerimizi net bir şekilde ifade edebiliyor muyuz? Kendimizi ifade edebiliyor muyuz? Yaşam 2x2=4 işlemi midir? Her sorunun yanıtı evet, hayır mıdır? Renklerin tonları var. Renkler hepimiz için aynı mıdır? Müzik aletlerinin her birinin  tınısı, kendine özgü dokusu vardır. Her besteyi sever miyiz? Renk körü olabiliriz. Van Gogh'un Yıldızlı Gece tablosundaki yıldızları yeşil algılayabiliriz. Sesleri ayırt edeme...

BİLİYORUZ DA KONUŞUYORUZ

Resim
Bilmediğimiz konular insan sağlığı, hayvan bakımı, bahçe bakımı, bilgisayar gibi yeni teknoloji araç ve konuları, sanal para kazanma borsaları, kripto, diyet, astroloji ve fal ya da herhangi bir terapi, yoga, plates, estetik yaptırma, kilo verme, resim, fotoğraf, spor, müzik gibi yeni hobi edindiğiniz her ne varsa emparyalizm ve kapitalizmin parmağı var. Dikkat.  Yüzde sekseni para tuzağı. Çoğu zincir. Size sunulan her yolu, her çareyi, her teşhisi, her etkinliği sorgulayınız.  Kirpiğinizle topladığınız emeğinizle kazandığınız paraları kepçeyle alıyorlar. Zaaf noktalarımızı iyi biliyorlar. Çünkü ikna etme psikolojisi eğitimini almışlar. Araştırınız.  Ön eylemde bulunmadan karar almayınız. Para tuzağı. Her ne ile karşılaşıyorsanız bilgi toplayınız, o konuda deneyimi olan insanlarla konuşunuz. Ortalık şirin çakal uzman dolu.  Üç günlük bok deşmişler, seyis olmuşlar. Yarım hoca dinden yarım hekim candan eder. Demiş büyüklerimiz. Evet, para tuzağı. Organize işler hepimi...

SABIR

Resim
Her beklemek, sabır değildir. Bazen bir şeye boş da veremezsiniz. Azim, eylem kararlılığıdır. İyi belirlenmiş bir hedef veya amaç varsa çaba gösteririz. Olmuyorsa ve hedefi çok istiyorsak gidiş yolumuzu yani stratejimizi sorgularız. Öyle hemen amacımızdan vazgeçmeyiz, vazgeçemeyiz. Çalıştığımız şirkette varolma nedenimiz tüm güçlüklere karşı koymamız sabır gösterip azimle mücadele etmemizdir.  Sabır ise duygusal dayanıklılıktır. Sabır zamana, hazza ve acıya karşı çıkar karşımıza.  Haz, mutluluk değildir. Dondurma yalamak, bir kadeh şarap içmek, orgazm olmak, sigara içmek, modayı takip etmek, son model telefon almanın verdiği mutluluk değildir, hazdır. Haz duyulan her ne varsa maddi anlamda erişilemez duruma gelirse bizi yoldan ya da yolumuzdan çıkarır. Haz sürekli tatmin bekler. Akıllı telefonun bir yıl geçmeden yeni çıkan model yüzünden elinizdeki eski model, bize itibar kaybettirebilir. O yüzden hazza sabır göstermeyenlerin sonu hayal kırıklılığıdır. Milli piyangodan çok par...

ZEKA KARTI

Resim
Komşumuzun bir yaşında oğlu var. Öyle üniversite mezunu anne ve babaya sahip değil. Baba bahçıvan anne de ev kadını.  Çocuk sabah uyandı doğru bahçeye indi. Annesi sadece izledi. Ben de. Çocuk annesinin kendi güven alanında olup olmadığını arada sırada kontrol ediyordu. Bir dal parçası gördü eğildi aldı, eğilirken poposunun üzerine oturdu. Kendi çabasıyla kalktı. Eli çamur oldu. Üzerine sildi. Musluğun başına geldi. Açma yerine uzandı. Gücü yetmedi açamamadı. Musluk olduğunu ifade etti: "Mu," Annesi onayladı.  Kenarda yaprak toplamak için tırmığın yanında durdu. "Tak tak" diye eline yumruk yaparak onun ne işe yaradığını annesine anlattı. Anne "Tırmık," dedi. Çocuk: "Tığ," dedi, parmağınla dokundu. Erik ağacının altına geldi. Annesine işaret etti. Annesi kopardı verdi. Çocuk eriği ağzını buruşturarak yedi. Anne "Erik," dedi. Çocuk"Eği," dedi.  Yerde bir böcek gördü. Sopasınla dürtü böceği kaçırttı. Böcek olduğunu annesine sö...

AİT OLMAK

Resim
Fotoğraf: Murat Germen Zamanla pamuk ipliğine bağlı aidiyet hissim inceldiği yerden koptu. Çünkü aile dahil her tür cemaat veya topluluk bir hiyerarşi düzenine sahiptir. Zamanla hiyerarşi, mahremiyet alanına girer ve yönetmeye başlar. Hiyerarşi, bireyi kontrol etmek ve yönetmek içindir. Hiyerarşide sorgulamak yoktur. Sorulan soruların cevaplarını anlamlandırmadığımız bir yerlere bağlamak veya tartışılmayacak kuralları vardır.  Hiyerarşi, alma verme dengesini bozar. Birileri tarafından sürekli karşılıksız verilen bir şey varsa borçlandırmak içindir. Borçlu hissetmek, dünyanın en acı en merhametsiz duygusudur. Borçlandıran kurum ve kişi zamanla borçluyu köleleştirir. Borçlu insan bağımlıdır. Çünkü sürekli veren, borç alanı sınar.  Borçlandıranlar, istedikleri her ne varsa süreklilik başlar ve günbegün bu istekler ağırlaşır. Senin onlardan olman için onlar gibi olman istenir. Kılık kıyafetinden oturup kalkmana kadar müdahale ve ayrımcılık başlar. Birey olman rahatsız eder.  ...

KİTAPLAR

Resim
Umberto Eco'nın kitaplara yaklaşımını ikinci kez paylaşıyorum. Kitaplıĝımızda 1000 üzerinde kitabımız var. Bir ay önce seyahetlerimiz sırasında bazı kitaplardan vazgeçmeyi düşünmüştüm. Bu düşüncemi uygulamaya alabilirmiyim diye kitaplığımızın karşısına oturuyorum birkaç gündür. Sahafa götüreceĝim poşete koyduğum kitaplara da tekrargöz attım. Yarısından fazlasını kitaplığa geri yerleştirdim. Dostlarımdan vazgeçmek gibi bir acıyla sınandığımı farkettim.  Varoluşa tutunduğum değerletimden biri de kitaplıĝımız. Taşınma sırasında bize destek olan nakliyeci dostumun dediği gibi" Abi sizin de hiç eşyanız yokmuş, kitaplardan başka," Dostlarımız kitaplar, biz nereye onlar da oraya.  Bakın Umberto Eco neler demiş? "Bizler kitaplar için yaşıyoruz. Kargaşa ve yozlaşmanın egemen olduğu bir dünyada hoş bir görev bu." 50.000 kitabı bulunan Umberto Eco, ev kütüphaneleri hakkında şunları da söylemiştir: "Satın aldığınız tüm kitapları okumak zorunda olduğunuzu düşünmek apt...

HER FOTOĞRAF BİR BELGEDİR

Resim
Fotoğraflara bir göz attınız mı?  Eğer bu fotoğraflar olmasaydı, katliamların ve felaketlerin boyutlarını asla bilinmeyecekti. Savaş ya da deprem bölgesinde birebir yaşamayan gerçek fotoğrafın boyutunu asla bilemeyiz.  Acıyı çeken bilir, fotoğraflar da acıların birer belgesidir. Savaşları, sömürdükleri ülkenin öz kaynaklarını tüketmek için o ülkenin iktidarlarıyla bir olup çıkartanlar ve deprem bölgelerinde diri fayların üzerine çok katlı binalara imar izni ve kaçak binalara imar barışı adı altında imar izni verenler utanç duyup istifa bile etmiyorlar.  Kevin Karter, çektiği fotoğrafın acısı yüzünden intihar etti. Ne Vietnam, ne Sudan ne de Filistin'deki savaşlarda bir çocuk öldü. Ne Büyük depremlerde ne de Grand Kartal Otelindeki yangında bir çocuk öldü. Sayısını tahmin bile edemeyiz.  Dünya siyasetinde ne yazıkki fotograftaki çocuklar gibi figüranlarız, kontrol edemediğimiz, belirsizlik olarak gördüğümüz her ne varsa bizi sadece korkutuyor.  Fotoğraflar birer ...

YAŞLANINCA ÇENEYE VURUR

Resim
 (+13 üzeri😊) Dün doğum günümdü sabahtan telefon trafiğine çocukluk arkadaşım EAQ'da katıldı. Telefonda iyi ki doğdun nakaratından sonra ben, 65'den gün aldım deyince kankam, 65 bitti, yakında belediye otobüsüne bedava bineceksin deyince bozuldum. Aynı yaşta olmamıza rağmen ne zaman kaç yaşında olduk muhabbetinde beni bir yaş büyütür.  Beni titrek yaş gubuna koymaya bayılıyor. Bir an sessiz kalıp telefonda kanka, yaşadık, dedim. 75 yaşında belediye kerhaneyi bedava yapacakmış, sınırsız olacakmış dedim. Telefonda koptu. Nereden buluyorsun bu lafları dedi ve telefonu yüzüme kapattı.  Akşam eşime muhabbeti anlatınca içine de havaalanındaki gibi yürüyen yol yaparlar bir kapısından girer diğerinden çıkarsınız deyince sohbetimizi dinleyen diğer kankam, gençlik arkadaşım CSW, o da 65'den günler aldı, kahkaha atarken yaz bunu Tevfik yaz, dedi. Yaşlanınca çeneye vurur derlerdi; doğruymuş, başladı. Dava açarlar diye adlarının baş harflerini yazdım.  #atevfikceritoglu

KENDİMİZE HANGİ SORULARI SORUYORUZ?

Resim
Sürekli şikayet ettiğimizin farkında mıyız? Her kimle yaşıyorsak sürekli ettiğimiz şikayetler yüzünden o birlikteliğin temelini sarsmaya başlarız.  Ne oluyor da şikayet ediyoruz? Şikayet ettiğimiz her ise bir çözüm var mı? • İnsanlardan mı şikayetçisiniz?/ İletişim kurmakta zorlandığınız sürekli sizi üzen insanlarla birlikte olmak zorunda mısınız?  • Bulunduğunuz yerden mi şikayetçisiniz?/ Niye oradasınız? Gitmek istediğiniz farklı bir yer var mı? Gitseniz ne olur? • Ağrılarınızdan mı şikayetçisiniz?Doktora gittiniz mi? Yürüyor musunuz? Spor veya yoga yapıyor musunuz?  • Yorgunluğunuzdan mı şikayetçisiniz?/ Doktora gittiniz mi? Yorgunsanız dinlenmeyi denediniz mi?  • Sorumluluklarınızdan mı şikayetçisiniz?/ Sorumluluklarınızı yazınız.  Önceliklerinizi belirleyiniz. Öncelikleriniz tercihleriniz mi? Kendinizi sorumlu gördüğünüz konularda her kimle yaşıyorsanız o kişinin de aynı sorumlulukları alması gerekiyor mu?  • Havadan mı şikayetçisiniz? Havalar hep...

SAÇMALAMA

Resim
Günlerden pazar, camda kararmaya başlayan puslu nemli yaz yakıyor, klimanın fanı da son hız üşütüyordu. Yuvarlak masanın başındaki yemek yiyen beş kişi hararetle hafta sonu yorgunluğu sohbetinde adeta kaybolmuşlardı. Bir an hava elektriklendi. Sesler yükselirken hafta sonu tatsız bir anıya savruluyordu.  Hiç kimse birbirini duymuyordu. Ne olmuştu da tartışma çıkmıştı? Egolar çarpışmıştı. Çocukluğumun vazgeçilmez western filmlerinin bir sahnesinde at arabasında patlayıcı sıvı nitrogliserin şişelerin birbirine çarpınca patlaması gibi egolar odaya saçılmıştı.  Ego, saklı bahçemizdir. Egomuz, yüksek duvarlar üzerinde dikenli tellerle çevrili sınırlarımızın içinde yer alır. Anlayamayız bazen gerçekten uğradığımız bir haksızlığa mı yoksa gerçeklerle yüzleşmemizde mi ego patlar? Suskun bir volkan huzurunda iken bizi kabına sığmaz bir alev yumağına çeviren tetikleyen nedir? Bir ses tonu, bir mimik, bir sözcük mü? Hangisi bizi kışkırtır hiç düşündünüz mü? Bir satış eğitiminde müşteriyi...

OSURUK

Resim
İki sevgili ya da karı koca bir toplum içinde (akraba, kafede arkadaş, iş arkadaşları, süpermarkette kasiyerin önünde, restoranda garson ve diğer insanlar) sanki o insanlar orada yokmuş gibi konuşurlar. Birbirlerine hakaret ederek, aşağılayarak, küçümseyerek sohbet ederler. Bu sohbet birbirlerini eleştiriye döner, manipülasyon hakim olur sohbete, her nasıl bir toplum içindelerse konularına destek bulmaya çalışırlar. Onları da konuya dahil ederler. Onlardan birileri de konuya düşerler, anılarını anlatarak bitaraf ya da taraf olurlar. Konu da çok basit ama mahremdir. Genellikle osuruklarını tartışırlar.

ARKADAŞI MIYIZ EBEVEYNİ MİYİZ?

Resim
Bir arkadaşa niçin ebeveynlik yaparken buluruz kendimizi, bunu konuşalım mı? Yörüngesinde hareket ettiğimiz arkadaşımız benmerkezci konuma geçip bizim her şeyimizi kontrol etmeye başlar. Yememizi içmemizi, iş yaşamımızı, ailemizle olan ilişkimizi, geleceğimizi hatta sevgilimiz varsa onunla ne yaptığımıza varıncaya kadar kurban rolüne girerek kontrol eder ve sanki sizin mağdur çocuğunuzmuş gibi ailesindeki mağduriyetini sürekli dile getirerek ağlar, şikayet eder ve bizden koşulsuz sevgi altında bir bağımlılık bekler. Sürekli şikayet ettiği bir kişi ya da bir olay vardır. Bu şikayetçi olduğu kişi hem iş yerinden hem de ailesinden biri olabilir. Özel yaşamımızda ailemizden bir yetişkin olarak ayrı eve çıkıp kopabilirken böyle bir arkadaşın yakın markajından kopamayız. Arkadaş ayağına bizi manipule ederek tek taraflı bir ilişki yaşanmaya başlar. Ailemize hesap vermezken ona sormadan çişe bile gidemez hale geliriz.  Çok önemli: Psikolojik bir sorunu olan bir kişiyle beraberizdir. Asla o...

KENDİNİ BİL

Resim
Kavga sırasında küfürleşmeden önce bir itip kakma anı vardır. Birbirine böbürlenme ya da aşağılama halidir. "Sen kimsin oğlum?" ya da  "Kimsin lan sen?" gibi. Hakikaten ben kimim? Sen kimsin? Biliyor muyuz kim olduğumuzu? Hangi soruları sorarsak kim olduğumuzu biliriz? Kim olduğumuzu bilirsek arkadaşımızın ya da ebeveynlerimizin kim olduğunu da anlayabiliriz?  İp ucu:  Kim olduğunuzu bilmek, özgüvenimizi kazanmanın yolunu açar.  Kim olduğumuzu bilmek hiç kimseye ve nesneye bağımlı olmadığımızın da işaretidir.  Kendimizi bilirsek, karşılıklı bağlılığın ne olduğunu da öğrenebiliriz.  Bağımlı değil karşılıklı bağlı ilişkiler geliştirebiliriz.  Kendini bilmek için izleyeceğiniz yolları biliyorum.  Arayabilirseniz?  Söylebilirim. Yaşam ve Yönetici Koçu Ahmet Tevfik Ceritoğlu

BOŞLUK

Resim
  Zaman zaman büyük bir boşluk hissi yaşıyorum. Doldurmam gereken koca baraj gibi zihnim. Bir telaş var içimde okunacak hatta dönüp tekrar okunacak o kadar değerli satırlar barındıran kitaplar varki. Yetişemiyorum. Bencilliğim ondandır, daralan zaman kendime de yetmiyor. O yüzden diyorum ki kişisel gelişim kitapları yerine, öykü, deneme, şiir, roman ve biyografi okuyunuz. Yaşamın anlamını bu kitapların satırlarında bulacaksınız. Zaman 40( kırk) yaşından sonra inanılmaz bir hızda geçiyor. Hem zamanınız hem de biz çok değerliyiz. 

SUÇLU ARAMAK

Resim
Çekirdek ailede anne ve baba, çocuklarından birinci derecede sorumludur. Çocuklarının eğitiminden de maddi ve manevi birinci derecede sorumludur.  Çocuklar başarısız olduğunda seçimler konusunda karar anında destek istenmediği halde çekirdek ailenin dışında kalan diğer aile üyelerini de katarak suçlu aramak ebeveynlerin yetersizlik göstergesidir. Çünkü insanlar sadece kontrol edebildiklerinden sorumludur.  Kontrol edemediğimiz aile bireylerinin, bizim dışımızda aldığı kararlardan ve davranışlarından asla sorumlu değiliz. Çocuklara başarısızlıklarının nedenini, başkalarında aramayı da anne ve baba öğretir. Çünkü çocukluktan itibaren çocuk başını çarpıp ağladığı zaman çocuk başını her nereye çarptıysa orayı döveriz. Örnek, masayı suçlar ve döveriz. Çocuklara başını korumasını öğretmeyiz.  Çocuk da büyüdüğünde başına gelen olumsuz olaylarda kendilerinin bir katkısı olmadığını düşünür. Başlarına her ne gelirse gelsin, her olayda karşıyı suçlarlar çünkü sorumluluk bilinci gel...

ÜÇ KADEHTEN SONRA

Resim
Karşı masaya bir doğum günü pastası gidiyorsa siz de katılın, tanımasanız da "İyi ki doğdun... İyi ki doğdun..." eşlik edin. Masanızda şarkı söyleyen biri varsa ve sesi de güzelse bir büyük daha söyleyin. Masanızda kahkaha atan biri varsa o masanın kavunu, beyaz peyniridir. Masanızda "Öpüyüm abi," diyen biri varsa hiç şansınız yok yanaklarınızda şakşukanın dudak izleri... Masanızda "Ben var ya ben" diye başlayan biri varsa masadaki muhabbet "O ben'dir artık kaldırın kadehleri ve hep bir ağızdan "Sen var ya sen," diye bağırın. Masanızda gözyaşlarını meze yapmış biri varsa o birine ilgi gösterin, kadehine de "Sevgi," atın.

EVLİLİK VE EVLİ ÇİFTLER HAKKINDA

Resim
Sahip olma arzusu, sevgi, saygı beklentisi; özgürlük, manevi güç katma; iktidar olmak, üstünlük yani hükmetmek; hayranlık, aşağılanmak; üremek, cinsellik; güç-maddi ortaklık, mahalle baskısı; herkes evleniyor; nasıl olduğunu anlamadım valla; ailem istedi... İnsanın olduğu her yerde çatışma vardır ve kaçınılmazdır. Önemli olan çatışmayı yönetmektir.  Kadının dominantı da erkeğin maçosu da bayar, çekilmez. Ne yapılacağını sürekli kafaya kakmak ve çok bilmişlik, ilişkiyi zaman içinde soğutur.   Çoğu zaman iş gezileri, eşlerin birbirinden uzak kalması için iyi bir bahane olur. Bir de bakmışsınız, uzak kalmak alışkanlık olmuş.  Evli çiftler, aranızda bir mesele varsa, zamana bırakalım geçer demeyiniz, geçmez. Konuşmazsanız betonlaşır, kırmak zor olur.  Mutlaka konuşun, konuşmadan önce akıllı telefonları kapatmayı hatırlayınız.  Birbirinizin işlerini kolaylaştırırsanız, birbirinizle yaşamak için zaman ve hobileriniz için de alan kazanırsınız. 

SİGARA VE ZAMBRA

  "Utanç duyuyorum. Fakat hesap doğru, aylık masrafı hesaplayınca on yıllardır taksit ödemişim gibi bir miktar çıkıyor. Yani ben ev sahibi olmak yerine sigara içmeyi tercih etmiş biriyim. Meğer ben bir ev tüttürmüşüm." Zambra'nın 'Belgelerim' kitabını okurken Zambra'nın sigaraya aşkını anlatan bir bölüm var. Yukarıdaki satırlar o bölümden. Aşk deyince babamı ve onun bir dostunu hatırladım. Biri akciğer kanseri diğeri koahtan vefat etti. Ömürleri boyunca tükettikleri sigara ile ne alınırdı bilmiyorum? Sigara içmeyip satın alabilecekleri şey, sağlıklarından önemli mi olurdu? Bilmiyorum. Bildiğim her ikisinin de vazgeçilmez tutkusu, sığındığı, hatta taptığı sigaraydı. Onun uğruna onun yolunda öldüler. Keşke babam bir tüttürmelik beni de sevseydi.

KISA KISA

CAM KIRIĞI Rahmetli babam “Cahille etme sohbet küstürürsün cam kırığı ile poponu silme kestirirsin,” derdi.  İSTİFA ETMEK Kıç üstü eşinize yakalanırsanız;  "Bana tuzak kurdular, kandırıldım, aşkımızı, birlikteliğimizi veya başarılarımızı çekemiyorlar," deyiniz.  Pekiştirmek içinde yataktaki partnerinize şaşkınlıkla bakıp, eşinize "Dış güçler, zamanlama manidar, bunu filanca koynuma soktu" deyiniz.  Böylelikle iktidarınız dim dik durmuş eğmemiş olursunuz.”  SIRADAN  Sıradan bir adamdı. Ünlü birinin galiba filozofmuş, bir sözünü çaldı sosyal medya duvarına koydu. Fakat gönlüne dokunan yanı, yorumunu altına yazmadı.  Hiç kimse o filozofun o sözünü hatırlamadı.    HAYRANIM YOK “İnsanız. Hayranlık duyulan biri olmak hedef olursa “kendiliğimizden” vazgeçeriz.  Hayranımız olmasın, gönülden bağı olan bize sevgi ve saygı duyan bir iki dost olsun yeter.”  OKUMAK NE İŞE YARAR? Okumak, okuduğunu çözümlemek ve özümsemek antidepresanlardan daha ...

FATMA GİRİK

Resim
Fatma Girik (12 Aralık 1943, İstanbul - 24 Ocak 2022, İstanbul), Türk oyuncu, senarist, yapımcı ve siyasetçidir. Siyasete bulaşıp temiz kalamayan sanatçılar var.  Bir cenaze iki sanatçı. Biri vefat etmiş kendi izlerini bırakarak gitmiş, diğeri varlığınla yok olanlardan, üstelik canlı yaşıyor konuşuyor da. O her kimse? Bize ne siyasi görüşünden, anlat vefat edenle bir iki anını çekil aradan. Taziyede bulun git. Safını belirledikten sonra "Sanatçı yarın," artık geride kalır. Diğer yarın yani siyasi yarın, sanatçı yarını yutmuştur. Eğer siyasi yanınla sanatını icra ettiğinde partinin de imgesi olmuşsan, artık sanatını değil partini temsil edersin. Çünkü artık tarafsın, tuttuğun parti iktidarsa iktidarsın ya da partin muhalefetse muhalefettesindir. Sanatçı olarak devam ediyorsan eğer, her daim yeşil kalan zeytin ağaçlarının yaprakları gibisindir.  Her dönemde muhalif kalırsın. Hiç kimseye yaranmazsın.  Yaranamazsın da. Sanatçı evren, tüm canlılar ve insanlık için farkındalık...

BORÇ

“Geri verilmek üzere alınan ya da herhangi bir nedenle ödenmesi gerekli olan para, mal ya da benzeri şey” diye açıklar sözlük. Günümüzde borçlar ikiye ayrılır, maddi ve manevi borçlar. Maddi borca en iyi örnek bankadan faizle alınandır. Banka sizden borcunu dişinizi de sökerek alır. İktidara yakınsanız ya da arkanız varsa bankadan borç almanın koşulları farklı olabilir. İlgili kelimeler: hortum, gece yarısı, ATM, dolar çekmek Eskiden eşe dosta da maddi borçlanırdık. Öderdik. Dolar verip Türk lirası ödeme alanlar bilir.   Manevi borç olur mu? Günümüzde olur. Maneviyatında bir bedeli var artık. Biz eskiler, iyilik, borç olmaz desek de o eskidendi.  Öyle insanlar vardır ki farkında olmadan eşi dostu manevi borç yükünün altına sokar, ölünceye dek kafasına kakar da durur.  Bazı maddi borçlar da manevi borca döner. Tehlikelidir. Öde öde bitmez. Çünkü borcu veren aldığı ödemeleri sürekli unutmaya meyillidir, sürekli ister. Bu tip borçlarınızı karşılıklı yazılı olarak şahitl...

SESSİZLİK

Resim
Saatlarin durduğu, Televizyonların, akıllı telefonların, uçakların, beton karma ve boşaltma kamyonlarının, vinçlerin, mekanik ve elektronik ses çıkartan her ne varsa kaybolduğu, Bir vapurun sularda süzülürken dalgaların, bacasından çıkan dumanın duyulacağı bir sessizlik istiyorum.  Gece yarısı çıkmaz bir sokak kadar, Taraftarsız bir stadyumun ortasında bir çim yaprağının rüzgarda salınışı duyulacak kadar bir sessizlik, Bir arının kanat çırpışının,  İnsan mezarının dahi olmadığı balta girmemiş ormanlarındaki ağaçların kocaman yapraklarına düşen yağmur damlalarını duyacak bir sessizlik istiyorum. İktidarın ve sözde muhalefetin mikrofonlarındaki kakafonik seslerinin kısıldığı mutlak bir sessizlikten söz ediyorum. Anlatamıyorum, sesimi duyuramıyorum. Adaletin, hukukun, hakkın, onurun korunduğu mahkeme salonlarının, mutlu çocukların, özgür kadınların, ahlaklı erkeklerin seslerini Ve Anıtkabir'de Atatürk'ün yanı başında bağımsızca dalgalanan bayrağın sesini, duyabileceğim bir sessiz...

DAVULUN SESİ

Resim
Turizmin bulaştığı yerde birçok şey yapaylaşır. İnsanların göz bebekleri 'dolar'-ak gülümser. Bu yörelerin belediye başkanları ya çaresiz ya da bal tuttuğu için kollarını yalar. Kıyılar ve emlak piyasası iktidarla el ele mafya düzeninin kontrolündedir. O yüzden belediye başkan ve belediye meclis üyelerinin seçimleri bir savaştır, çarpışmadır, masa altı koalisyonlardır, paylaşımlardır, anlaşmalardır. Tatil yörelerinin demografik yapısı, göç aldığı için karmakarışıktır. İnsanlar kabile mantığında küçük gruplar halinde birbiriyle iletişimsiz yaşar. Kaçarak gelmiş birçok insan sırtındaki maymunu ya bırakmaz ya da bırakamaz. Herkes her şeyi çok bilir. Arkadaşlıklar çarpık ilişki sorunları yaşar. Önce göç eden sonra gelenden nefret eder. Yerli halk birçok kez haklı olarak, hepsinden tiksinir. Tam şehirleşmemiş bununla birlikte rant virüsüne yakalanmış tatil beldelerinde sağlık ve belediye hizmeti de büyük sorundur. İki üç yıl yaşamadan satıp savıp 10-20 yılı aşkındır ikamet ettiğiniz...

DEMİR TOP

  “Seni senden başka kim  özgürleştirebilir ki?” Factotum/ Bukowski Anlamak istemiyorsun? Hayır, anlamıyorum. Çünkü artık sizden biri değilim ne bileyim işte ait biri değilim.  Konuştuğunuz dilleri de unuttum.  Gölge etmeyin.  Özgür olabilmek için altmış beş yıldır prangamın ağır demir topu elimde yaşıyordum. Bir gün bu demir topu bir medyumun önüne koydum "Ne görüyorsun?" diye sordum.  Geleceğime gideceğine geçmişime sizlerin dünyasına gitti, kayboldu. Demir küre de tuzla buz oldu.  O gün özgür irademin farkına vardım. 

AİLE GİBİ MİYİZ?

Patron ta da Yönetici ya da IK ne der? 1) İş bulmak çok zor, bence șu an herkes ișine şükretmeli. 2) Hiç kimse vazgeçilmez değildir, senin yerini hemen dolduracak çok insan var. 3) Maașı düzenli yatıran nadir şirketlerden biriyiz bunu her yerde bulamazsın. Değerini bil! 4) Aile gibiyiz. Sesini çıkartma bu maaşa çalış.

GENE BEKLERİZ

Villaların önü ölü deniz. Martılar, durgun denizi tahrik eden dalışlar yapıp çılgınca haykırıyor. Karabataklar sessiz bir dalıp çıkıyor. Sanki bir eylem hazırlığı içinde kargalar, martılara slogan atıp karaya çağırıyor. Eskiden daha da güzel iki kadın, disiplinli yürüyüşte, her adımda kalçadan fırlatıyorlar kalorileri. Fosforlu kırmızı, mor, sarı markalı insanlar koşuyor Bostanlı sahilinde. Göbekli, kazara kaplumbağa gibi devrilseler sırt üstü, kalkmaları zor dört adam da yüruyor. Dalgasız denizin dinginliğine kocaman bağırıyorlar, gülüyorlar, yürüyorlar. Serçeler ürküyor. Kumrular aniden havalanıyor.  Tam donanımlı dağcı bisikletli gençler "yoldan yoldan drink drink," diyorlar, diyorlar da bisiklet yolu, yaya dolu.  Villaların çatıları yağmurdan birikmiş sulara yansıyor. Az ilerde soğuktan kendine sarınmış iki köpek bize göz kapaklarını kaldırıp indiriyor.  Balıkçı barınağı da göründü. Kayıklar yorgun üşümüş, üzerlerinde zıplayan yavru kedilere kayıtsız. Kayıkların heme...

DÖNÜŞÜM

Resim
Kişiliği oluşturan huy ve karakterdir. Genlerle geçen iyiden çok baskın kötü huy, yetersiz aileden kaynaklı eksik sevgi ve saygı, oturulan mahalle, seçilen okul ve evlilikle edinilen benzer ikinci aile.  Bir de tatminsizlik yaratan kurumsal olmayan iş yaşamı. Kişiliğin oluşmasında çok etkin olan ve çevreyle yoğrulan karakter; sonuç "eksik kişilik" oluşumu.  Kişi zamanla dönüşür mü?  Mükemmel olduğunu düşünen eksik kişilikte sabit düşünce yapısı da kemikleşebilir. Çevresinde seçtiği arkadaş, dost veya eş gibi kişilerin sürekli eleştirili yaklaşımları, poh pohlu onayları veya derin bir sessizlik de kişinin dönüşüm mümkün mü? Dönüşüm, deyince Kafka'nın Dönüşüm kitabını okudunuz mu? Bir daha okuyunuz. Okudunuz mu?