BAYRAM MIŞ
"Yılların verdiği yorgunluk olsa gerek..." diye kendi kendine söylendi. Ağrılarına aldırış etmeden sabahın gelmesini bekleyecekti yine. Bastonuna dayanarak radyatörün hemen yanındaki koltuğuna doğru yürüdü.
Yıllardır ne geleni ne de gideni vardı. Zaten "Allah ıslah etsin!" dediği bir iki yakınını da kendinden uzak tutuyordu. Sızlatan bedenini koltuğa bıraktı.
Çam kokulu ahşap sehpanın üzerinde su bardağı, cam kapaklı cam sürahisi, hemen yanında yıllardır tütünsüz gül ağacından piposu dururdu. Bardağına uzandı bir yudum suyu titreyen eliyle dudaklarına götürdü.
"Kendilerini sevmiyorlar! Niye beni sevsinler ki?" dedi.
Koltuğun kenarında kitaplıktan aldığı kapağı yıpranmış, yaprakları sarı "Değişim, Kafka" yazan kitabı aldı. Kucağına koydu. Boynunda asılı kolye gibi duran yakın gözlüğünü taktı.
"Bayrammış onun için aramışmışlar,” diye mırıldandı.
Ne bayramı diye sormamıştı bile...
AHMET TEVFİK CERİTOĞLU

Yorumlar
Yorum Gönder