Kayıtlar

Ocak, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

GÖNÜL BAĞI

Ailede gönülden bağlayıcı biri varsa genelde bu kişiler anne veya baba olur.  Vefat ettiklerinde gönül bağı harcı, tuğlaların arasından birden çekilir. Geride kalan aile bireyleri harçsız kalan bu tuğlalar gibi sarsılır, yıkılır ve dağılır. Geçmişte yaşanan kötü anıların kararttığı bu göçükten çıkmaya çalışırlar.  Kötü anılara neden olan kişiler dıslanır ya da o kişiler değiştirilmeye yani yola getirilmeye çalışılır. Elbette karşılıklıdır bu ilişkiler ve iletişimsizlik alır yürür.  Alma verme dengesi de bozulmuştur. Ya bir taraf sürekli veriyor ya da bir taraf sürekli alma peşindedir. Bir ailenin gönül birliği yoksa anne veya baba hayatta olsa bile ilişkiler yapaydır. “Elalem ne der,” klişesi içinde birbirlerini sevdiklerini zannederek, ilişkileri ve işlerini yürütürler.  Koşulsuz sevginin anlamı da bilinmez. Doğaldır çünkü bazı anne ve babalar da koşulsuz sevgi nedir bilmez ve çocuklarına veremezler. Bir alma verme dengesizliği içinde maddi ve manevi borç yüküyle ez...

KANDIRILMAK BU KADAR KOLAY MI?

Çarçur edeceğimiz bir liramız yok. Rahmetli babam kirpiğimizle topluyoruz derdi. Kolay para kazanmayı hedeflemiş fırsatlar ülkesinde algımızla oynanıyor. Aptal yerine konuluyoruz. Kandırılmak olağan bir durum gibi gösteriliyor. Ne olacak koskoca filanca da kandırılmış hem de kaç kez, ben bir kez kandırılmışım çok mu? diyoruz. Dünyanın neresine giderseniz gidin bedava diye ne dağıtılıyorlarsa karşılığında bir bedel mutlaka ödenir. Bize dayatılan mal veya hizmeti satın alırken imzalatılan ticari sözleşmeleri dikkatle okuyalım. Çünkü sözleşmeler karınca duası gibi küçük harflerle yazılmış tuzaklarla ve tek taraflı cezalarla doludur. Satın alma kararından önce üç gün bekleyelim bu ülkede kampanya da bitmez fırsat da kaçmaz. Yakın tarihimiz bankerzedeler, jaguarcılar, jetgiller, kooperatifzedelerle doludur. Şimdi de kentsel dönüşümzedeler ülkesi olduk.  İki seansta sözde bilim içerikli, Amerikan menşeli, süslü sertifikalarla en kısa yoldan meslek sahibi olacağımızı sanıyoruz. İnternet k...

HER İNSAN DÜŞÜNÜR

İnsanın insana ettiğini, işkenceyi doğada hiçbir canlı etmez. Her insan düşünür. Bu cümle olumlu ya da olumsuz bir cümle değildir. Çünkü insanlar karşılıklı düşünür. Düşünmek, iletişim kurmak değildir. Akıl okuyanlar, iletişim kurduğunu sanır oysa akıl okumak kendi başına senaryo yazmaktır. Akıl okuyanlar hem yazarlar hem de o senaryoda haberiniz olmadan sizle oynarlar.  Her insan düşünür. Önemli olan düşünceyi düşünebilmektir. Kişiselleştirmeden düşünmek, özümseyerek düşünmek, analitik düşünmek. IQ, zekâ ile düşünmek: Mantık, öz farkındalık, anlama, iletişim kurma, öğrenme yeteneği, duygusal bilgi birikimi, planlama, yaratıcı olma ve problem çözerek düşünmek. Duygusal zekâ ile düşünmek: İnsanın duyguları anlama, kontrol etme, değerlendirme ve ifade ederek düşünmek. 

İBRİKÇİ BAŞI

Rahmetli babam Erdoğan Ceritoğlu (1940-1993) anlatmıştı: Adamın biri büyük abdestine çok sıkışmış neredeyse altına yapacak. Bir umumi tuvalet ararken görmüş bir umumhane koşturmuş. O zamanlar musluklardan su yok, su dolu ibrikler kapı önüne dizilirmiş, bizim ki kapmış birini tam içeri girecek bir ses "Hop hemşerim nereye?" can havliyle dönmüş altına yaptı yapacak "Tuvalete be adam," demiş. "O elindeki ne demiş?" bizim ki ıkınsa altına yapacak. Çaresiz cevap vermiş "İbrik" . "İbrikte; ne renk" demiş adam. Bizim ki la havle" Maviiiii" ."Olmadı, olmadı...Bırak şimdi o mavi ibriği, şu kırmızı olanı al. Bizim ki bitap bırakmış maviyi almış kırmızı ibriği... Kısadan hisse mi? Geçende park ettiğim aracımdan tam ineceğim bir kahya şimdi ki adı vale bitti yanımda. "Abi ne yaptın?" dedi. Park ettim, dedim. Trafik canıma yetmiş tiyatroya da geç kalıyorum. Telaşlıyım. "Olmadı be abi öyle yan değil dik park edeceksin....

KARDEŞ

"O senin kardeşin yapma," diyerek büyütüldük. Tek taraflı ne kardeşlik ne sevgi ne de saygı olur. Olsa olsa kardeşlik duygusu taşıyan kişinin sömürülmesi köleleştirilmesi olur. Maddi ve manevi herşeyin karşılığı vardır. Çiçeğe su veriyorsunuz güneşe yüzünü dönüyor. Destek olmak ile parazit olmak arasındaki ince bir çizgi vardır. Maddi ve manevi alma verme dengesi önemlidir.  Ne kadar ekmek o kadar köfte. Maneviyatını yitirmiş her ilişki, köleleştirme yolunu açar. Görev anlayışı içinde yürüyen her ilişki çökmeye mahkumdur. Kardeşlik anadan babadan başlar. Amcalarınız var mı? Dayılarınız? Halalarınız? Teyzeleriniz? Kuzenler...  Yok mu?  Düşman mısınız?  Babanız amcanızı sever mi? Dayınızla kanlı bıçaklı mısınız? Teyzeniz size siz de teyzenize gidip gelmez misiniz? Amcanızın cenazesine gittiniz mi? Ailelerde bağlayıcı rolünde biri vardır ve aileyi bir arada tutmak için çırpınır durur. O kişi öldüğünde denge bozulur. Aile dağılır. Kardeş olanlara sözüm meclisten dışarı. ...

SIRTINDAKİ MAYMUN

Tarihte birçok filozof, iktidarlar tarafından ya sürgüne gönderilmiş ya da öldürülmüş. Düşünen ve sorgulayan insanlar, yüzyıllardır günümüzde de ya sürgüne zorlanır ya da katledilir.  Seneca, annesi Helvia'ya ya sürgünün o kadar da kötü olmadığını mekân değişikliğinden başka bir şey değil demiş. Malından, mülkünden, dostlarından mahrum bırakıldığını Seneca kabul eder bununla birlikte bizi zengin kılan aklımız yanımızda der. Seneca, sürgünde yazmış, okumuş ve doğayla ilgilenmiş. Sürgün gitmekten farklı olarak birinden, bir şeylerden ya da kendinden kaçarak bir yerlere gitmek geldi aklıma. Yine aklın yanındadır ama maymun da sırtındadır. Her neden, niçin kaçıyorsak yani maymun her kim ve her neyse onunla yüzleşmek zorunlu gidişi önleyebilir. Dünyanın ucuna da gitsek maymun bizledir ve sorun çıkarmaya devam edecektir. Kendinizi sürgüne gönderirken maymunu hatırlayınız. Çünkü yaşamınıza katlanma becerinizi o maymun yok eder. Bize yaşam sevinci veren ve zengin kılan aklımızla o maymun o...

FATMA GİRİK

Resim
Bir cenaze iki sanatçı. Biri vefat etmiş kendi izlerini bırakarak gitmiş, diğeri varlığınla yok olanlardan, yaşıyor konuşuyor da.  Bize ne siyasi görüşünden bahset ne de anılarını anlat. Cenazedesin taziyede bulun, git. Siyasete bulaşıp temiz kalamayan sanatçılar var.  Safını belirledikten sonra "Sanatçı yarın" artık geride kalır. Diğer tarafın yani siyasi yarın, sanatçı yarını yutmuştur. Eğer siyasi yanınla sanatını icra ettiğinde partinin de imgesi olmuşsan, artık partini temsil edersin. Çünkü artık tarafsın, tarafın iktidarsa iktidarsın ya da partin muhalefetse muhalefetsin. Sanatçı olarak devam ediyorsan eğer, her daim yeşil kalan zeytin ağaçlarının yaprakları gibisindir. Her dönemde muhalif kalırsın. Hiç kimseye yaranmazsın. Yaranamazsın da. Sanatçı evren, tüm canlılar ve insanlık için farkındalık yaratacak, sanatıyla muhalif kimliğiyle anılacak. Dik duracak.   Fatma Girik, taraf olmuştur, siyasi oyunların farkında olmuştur. Partisine de muhalif olmuştur. Yaran...

DOST DOST DİYE

Resim
Dost, arkadaş, tanış, akraba, hısım, kardeş, birbirine karıştırılan kavramlardır. Zaman zaman her birinden beklentiler aynı diye düşünülür. Her bir kavram sadece Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünde farklı anlamlarda olduğu net bir şekilde görülür.  Dost, bu kavramların dışında yer alır çünkü en üst mertebedir, dostlukta ilişkiyi bilgelik besler. Yıllar ve paylaşılanlar ölçüsünde ilerler dostluk, yani zaman ve acı ve tatlı paylaşılanlarla doğru orantılıdır.  Dost dediğimiz kişiler bu sürecte dost olamayacaklarının sinyalini muhakkak verirler. Dost diye düşündüğümüz kişiden beklentilerimiz ve o kişiye yüklediğimiz anlamlar yüzünden hatalarını, sadakatsizliğini görmeyiz, o kişiyi kaybetmek korkusundan dolayı da görmemezlikten geliriz. Tek taraflı yürüyen ilişkinin sonucunda da dostun, dost olmadığı düşüncesine varırız.  Maddi ve manevi alma verme dengesi ve güven kavramıyla birlikte doğrudan dostluk kavramı ile ilişkilidir.  Aşık Veysel ne der:  "Dost dost diye n...

BEKLENTİ

İnsanların ruh sağlığını en çok etkileyen nedenlerden en önemlisi nedir? Beklentiler! Kendinden ve kendisine en yakın gördüğü kişilerden beklentiler. İnsanın kendinden beklentisi ne olabilir sizce? Kendinde değer, yetenek ve becerilerinin farkında olamayan insanların koyduğu hedefler, hayaller ve karşılaştırmalar... Gıpta etmeyip kıskançlık krizine geçiş bu nedenlerden olur.  Karşıdan beklentiler deyince karşıdakiler kimdir? Çocuğun, annen, baban, eşin, dostun, komşun, otobüs şoförü, kapıcın, patronun uzar gider...  Peki niye bekleriz. Eeee köfte gibi değil mi? Ne kadar ekmek o kadar köfte:)  Bire bir beklentiler beynimizin içini pirhana gibi yiyip bitiryorsa aysbergin altı titanik... Herşey karşılıklı elbet; değil mi? Peki biz daha kendimizden beklentilerimizi çözememişsek karşıyla nasıl empati kuracağız?  Nalıncı keseri gibi kendine yontan bir tüketim toplumunun bireyleri olarak beklentiler maneviyatın maddi boyutta kaybolmasına neden olmadı mı? Neyse söz uzun yeni...

GENE BEKLERİZ

Villaların önü ölü deniz. Martılar durgun denizi tahrik eden dalışlar yapıp çılgınca haykırıyor. Karabataklar sessiz ve derine dalıp çıkıyor. Sanki bir eylem hazırlığı içinde kargalar, martılara slogan atıp karaya çağırıyor. Eskiden daha da iki güzel, dünyadan bihaber ama disiplinli yürüyorlar her adımda kalçadan fırlatıyorlar kalorileri. Fosforlu mor, sarı markalı dedikodular yürüyor. Arkalarından göbekli, kaplumbağa gibi devrilseler sırt üstü, kalkmaları zor dört erkek de sabah yürüyüşünde. Serçeler ürküyor. Tam donanımlı dağcı bisikletli gençler nisiklet yolunda haykırıyor: "Yoldan yoldan,"   Villaların çatıları, önlerinde gölek olmuş birikmiş sularda yansıyor. Az ilerde soğuktan kendine sarınmış, cenin pozisyonunda iki köpek bize göz kapaklarını kaldırıp indiriyor.  İşte balıkçı barınağı da gözüktü. Kayıklar yorgun mu üşümüş mü, üzerlerinde zıplayan yavru kedilere kayıtsızlar. Kayıkların hemen yanında mangalda balıklar duman attırıyor. Başındaki balıkçının gözlerinde...

ŞARK MESELESİ

30 Ekim 1918  Mondros Mütarekesi İtilaf Devletleri( İngiltere, Fransa, İtalya, sonra çekilen Rusya ve sonradan katılan ABD)) adına Akdeniz Filosu Komutanı İngiliz Amiral Calthorphe ve Osmanlı Devleti Heyet Başkanı Rauf Bey(Orbay) arasında imzalandı. İtilaf Devletlerinin hedefi "Şark Meselesi" olarak adını koydukları Anadolu'da Türk siyasi hakimiyetine son vermekti.  Mondros Mütarekesi Madde 24: Van, Elazığ, Diyarbakır, Erzurum, Sivas ve Bitlis vilayetlerinde çıkabilecek bir karışıklıkta vilayetler işgal edilebilecek. Bu altı vilayetten İngilizlerin antlaşma metninde Ermeni Vilayeti diye söz edilir. 15 Mayıs 1919 Şark Meselesi için en büyük adım Yunanlıların İzmir'i işgalidir. 12 Ocak 2015 Kurulacak Kürdistan 24. Maddedeki altı ili kapsıyor mu? Diyarbakır başkent olacak mı? Ermenistan,Türkiye'den pay alacak mı? Yunanistan'ı AB yıllardır niye besliyor?  Sindire sindire "Şark Meselesi" gerçekleşmektedir.  Hadi hep birlikte Atatürk'e sövelim şimdi.....