GÖNÜL BAĞI

Ailede gönülden bağlayıcı biri varsa genelde bu kişiler anne veya baba olur.  Vefat ettiklerinde gönül bağı harcı, tuğlaların arasından birden çekilir. Geride kalan aile bireyleri harçsız kalan bu tuğlalar gibi sarsılır, yıkılır ve dağılır. Geçmişte yaşanan kötü anıların kararttığı bu göçükten çıkmaya çalışırlar. 

Kötü anılara neden olan kişiler dıslanır ya da o kişiler değiştirilmeye yani yola getirilmeye çalışılır. Elbette karşılıklıdır bu ilişkiler ve iletişimsizlik alır yürür. 

Alma verme dengesi de bozulmuştur. Ya bir taraf sürekli veriyor ya da bir taraf sürekli alma peşindedir.
Bir ailenin gönül birliği yoksa anne veya baba hayatta olsa bile ilişkiler yapaydır. “Elalem ne der,” klişesi içinde birbirlerini sevdiklerini zannederek, ilişkileri ve işlerini yürütürler. 

Koşulsuz sevginin anlamı da bilinmez. Doğaldır çünkü bazı anne ve babalar da koşulsuz sevgi nedir bilmez ve çocuklarına veremezler.

Bir alma verme dengesizliği içinde maddi ve manevi borç yüküyle ezilen aile içinde ya da zengin bir ailede hep bir mağdur ve hep bir mazur görülen kişi veya kişiler mutlaka vardır. 

Bayramlarda, kandillerde  telefonlaşırlar. Laf sokmalı bu sohbetlerde, şikayet ve dedikodu hakimdir. Yüz yüze iletişimde bile olsalar gönülden değildirler.
Dertleri bitmez ve hep birileri her zaman suçludur. 
Oysa tercihler yüzünden sefildirler. 
Bir çözüm var mıdır? 
Ne yazıkki yoktur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİLİYORUZ DA KONUŞUYORUZ

HIRSIZ

İSTİYORUM