İBRİKÇİ BAŞI
Rahmetli babam Erdoğan Ceritoğlu (1940-1993) anlatmıştı: Adamın biri büyük abdestine çok sıkışmış neredeyse altına yapacak. Bir umumi tuvalet ararken görmüş bir umumhane koşturmuş. O zamanlar musluklardan su yok, su dolu ibrikler kapı önüne dizilirmiş, bizim ki kapmış birini tam içeri girecek bir ses "Hop hemşerim nereye?" can havliyle dönmüş altına yaptı yapacak "Tuvalete be adam," demiş. "O elindeki ne demiş?" bizim ki ıkınsa altına yapacak. Çaresiz cevap vermiş "İbrik" . "İbrikte; ne renk" demiş adam. Bizim ki la havle" Maviiiii" ."Olmadı, olmadı...Bırak şimdi o mavi ibriği, şu kırmızı olanı al. Bizim ki bitap bırakmış maviyi almış kırmızı ibriği...
Kısadan hisse mi? Geçende park ettiğim aracımdan tam ineceğim bir kahya şimdi ki adı vale bitti yanımda. "Abi ne yaptın?" dedi. Park ettim, dedim. Trafik canıma yetmiş tiyatroya da geç kalıyorum. Telaşlıyım. "Olmadı be abi öyle yan değil dik park edeceksin." Göz göze geldik. Kararlı. Tekrar araca bindim, istediği gibi park ettim. Haracını da verdim.
Yaşamda çok ibrikçi başları, valeler var. Yerli yersiz densizce yaşama müdahale eden enerji sömüren insanlar...
Şirketlerde, işimizin düştüğü özel ve kamu alanlarında, aile içinde, lokantalarda, parkta fotoğraf çekerken, yolda yürürken bile…
Tesadüfler sonucunda bir makama hasbelkader ibrikçi başı olmuş kişiler “Hop burada biz varız, ne oluyoruz?” diye icraata başlarlar. Her salataya maydanoz olurlar. Olur, olmaz burunlarını sokarlar, üstelik uzman olduğunuz konuda iş de öğretirler. Hele bazıları vardır, kendinin var olduğunu size eziyet ederek (mobbing) kanıtlar. Çözüme ortak gözükür sonuç iyiyse sahip çıkar değilse suçu etrafındaki kişilere atar. Hem liyakatsız hem de yalakadırlar.
İbrikçi başları makamın gereklerine bilgi açısından yetersiz kaldıkça icraatları ile değil sizin yaptıklarınızı karalayarak var olma yolunu seçerler. Her ne kadar foyaları ortaya çıksa da size ve çalıştığı yere verdikleri zarar nedense hoş görülür. Çünkü ya birinin hamili kartlı ya da amirlerine yalakalıkta uzmandırlar.
Ne yazık ki ibrikçi başları da yaşam sahnesinin birer oyuncularıdır. Seçme şansımızın olmadığı koşullarda istemesek de onlarla yaşamak zorunda kalırız.
Dünya ibrikçi başlarının boynuzları üzerinde dönüyorsa canımız çaresizliğimize her daim sıkılacaktır.
Kısadan hisse mi? Geçende park ettiğim aracımdan tam ineceğim bir kahya şimdi ki adı vale bitti yanımda. "Abi ne yaptın?" dedi. Park ettim, dedim. Trafik canıma yetmiş tiyatroya da geç kalıyorum. Telaşlıyım. "Olmadı be abi öyle yan değil dik park edeceksin." Göz göze geldik. Kararlı. Tekrar araca bindim, istediği gibi park ettim. Haracını da verdim.
Yaşamda çok ibrikçi başları, valeler var. Yerli yersiz densizce yaşama müdahale eden enerji sömüren insanlar...
Şirketlerde, işimizin düştüğü özel ve kamu alanlarında, aile içinde, lokantalarda, parkta fotoğraf çekerken, yolda yürürken bile…
Tesadüfler sonucunda bir makama hasbelkader ibrikçi başı olmuş kişiler “Hop burada biz varız, ne oluyoruz?” diye icraata başlarlar. Her salataya maydanoz olurlar. Olur, olmaz burunlarını sokarlar, üstelik uzman olduğunuz konuda iş de öğretirler. Hele bazıları vardır, kendinin var olduğunu size eziyet ederek (mobbing) kanıtlar. Çözüme ortak gözükür sonuç iyiyse sahip çıkar değilse suçu etrafındaki kişilere atar. Hem liyakatsız hem de yalakadırlar.
İbrikçi başları makamın gereklerine bilgi açısından yetersiz kaldıkça icraatları ile değil sizin yaptıklarınızı karalayarak var olma yolunu seçerler. Her ne kadar foyaları ortaya çıksa da size ve çalıştığı yere verdikleri zarar nedense hoş görülür. Çünkü ya birinin hamili kartlı ya da amirlerine yalakalıkta uzmandırlar.
Ne yazık ki ibrikçi başları da yaşam sahnesinin birer oyuncularıdır. Seçme şansımızın olmadığı koşullarda istemesek de onlarla yaşamak zorunda kalırız.
Dünya ibrikçi başlarının boynuzları üzerinde dönüyorsa canımız çaresizliğimize her daim sıkılacaktır.
Daha iyi açıklanamazdi Tevfik bey. Her köşede yanibasimizda bir ibrikci 🙃
YanıtlaSil