Kayıtlar

Ağustos, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İSTİYORUM

Yaşam 2x2=4 işlemi midir? Her sorunun yanıtı evet, hayır mıdır?  Renklerin tonları var. Renkler hepimiz içinde aynı mıdır? Müzikte de tınlar var. Her besteyi sever miyiz? Renk körü olabiliriz. Van Gogh'un Yıldızlı Gece tablosundaki yıldızları yeşil algılayabiliriz. Sesleri az duyabiliriz. Kemanla viyola ya da çelloyu aynı sanabiliriz. İnsanlara, nesnelere, olaylara yüklediğimiz anlamlar da farklıdır.  Doğrularım var, diyoruz. Kime göre neye göre var? Ne insan kendini bilir ne de etrafındaki insanları, sadece zanneder. Kendini bilmeyen insan var olabilir mi? Özgür iradesinin farkında olabilir mi? Kendini bilmeyen bir insanın yaşamdan bir isteği olabilir mi? "Gerçekten ne istiyorsun?" sorusu öyle bir anda yanıtlanacak bir soru mu? Sürekli istemediklerimizi dile getirdiğimizin farkında değilizdir. Garson tepemize dikildiğinde "İçecek, ne alırsınız" diye sorsa rakı istemiyorum, şarap istemiyorum, şeftali suyu da istemiyorum, kola hiç istemiyorum desek garson ne der?...

AİLE İÇİ İLİŞKİLER

Resim
Akademik veya iş yaşamınızdaki başarılı kariyeriniz, çok akıllı olmanız, zengin oluşunuz aile veya sülale veya dostlarınız arasındaki ilişkilerde bir üstünlük ölçütü değildir.  Aileniz veya sülaleniz çalıştığınız şirket veya kurum da değildir. Şirket yöneticisi ya da iş sahibi gibi ailenizdeki bireyleri yönetmenizi ve görev tanımı ve görev dağıtımı yapmamanızı öneriyorum.  Ne şirket ailedir ne de aile şirkettir.  Her aile bireyi ne yapıp yapmayacağını çok iyi bilir.  Çekirdek aile dışında kalan akraba ve hısımlar içinde yer alan bireyler, birbirini ya seviyordur ya da sevmiyordur. Kimse kimseyi zorla sevmek ve sevdirmek zorunda değildir.  Günümüz deyimiyle birbirimizden elektrik alamıyorsak eşlerin birbirlerini, aileleriyle çok iç içe olmaya zorlamamasını öneririm. Çünkü bireyler diğer akraba ve hısımlarda yer alan bireylerle ilişkilerini kurmakta özgürdür ve kurduğu ilişkiden de kendisi sorumludur.  Karı koca, ailelerinin tanışması için sadece bir vesiledi...

TATİLDEYİZ TATİLDE 3

YARIŞ Aylardan Ağustos. Akşam yemeği vakti, Datça sokakları, denizin kenarındaki yürüme yolları sanki Beyoğlu, Kızılay ve Kemeraltı.  Kafe’de denizin dibinde boş bir masa var. Biz de hemen yanında oturuyoruz. Bir koşuşturma oldu. Koşanlardan biri masaya yetişemeyeceğini anlayınca elindeki çantasını masanın üzerine fırlattı. Rakibin şaşkınlığından da faydalanıp oturdu. Arkadan eşi de geldi oturdu, kocasının elini gururla okşadı.  Rakip kahkaha atıyordu. Tüm kafe oturanları ayakta alkışladı. Şehirli olmak ayrıcalıktır. 

TATİLDEYİZ TATİLDE 2

 ÇEKMİYOR - Datça’dayız Amca, yeni geldik.  - Hangi oteldesiniz? - Amca sizin evin önündeyiz. - Aloo Alooo - Alo - Dızzzz... Alo... Bırrr... Tünele girdik. Alo - Alo? - ... -... PANSİYON - Hayrola pansiyonda kalıyorsunuz, yeni yazlık almamış mıydınız?  - Misafirler var da...”

TATİLDEYİZ TATİLDE 1

7 GÜNLÜK YAZ TATİLİ Tatilindördüncü günü, şehir yaşamında haftasonları iki gün birlikte olmaya alışık karı koca kalabalığın ortasında tartışıyor, koca pes etmiş “Tamam, o restorana gideriz,” Karısı “Hep böyle yapıyorsun, ne istesem yokuş, o kolyeyi de aldırmadın bu akşam, anla artık tatildeyiz tatilde.“ Tatillerinin bitmesine üç gün var. MARKET Market kasasında kuyruktayız. Beş altı yaşlarında bir veled elinde janjanlı bir paket babasının burnuna doğru tutuyor, babası barkod okuyucusu sanki “Olmaz, oğlum alamayız,” çocuk koşarak rafa geri dönüyor başka bir janjanlı paketle babasına yine koşuyor, baba “Oğlum yeter, aldık, ne istiyorsan aldık.” Çocuk” “Tatildeyiz baba, tatilde.”

BEKLENTİ

İnsanların ruh sağlığını en çok etkileyen nedenlerden biri de beklentileridir. Kendinden ve başkalarından beklentiler nelerdir? İnsanın kendinden beklentileri elmanın kurdu gibidir yer bititir elmayı. Kendinden beklentiyi körükleyen gene başkalarıyla karşılaştırmadır. Aynı okuldan birlikte mezun olduk o müdür olmuş, ben hâlâ şef? Onlar İtalya'ya tatile gitmiş, biz Şile'ye gidemiyoruz? Aynı yaştayız, o benden genç duruyor? Beklentilerin kıskançlıkla ilişkisi dolaylı olsa da vardır. Kendimizi sevmediğimiz sürece beklentiler, bizi yer bitirir. Peki başkalarından niçin bir beklenti içine gireriz? Köfte gibi değil mi? Ne kadar ekmek o kadar köfte. Bire bir beklentiler beynimizin içini pirhana gibi yiyip bitirir. Ben onun düğününde yarım altın taktım o çeyrek takmış? Doğum gününde çelenk yolladım, tarladan papatya toplamış getirmiş? Yemedim yedirdim, saçımı süpürge ettim, bana bir robot süpürgeyi çok gördü? Alma ve verme dengesi nedir?  İnsan ilişkilerinde maddi ve manevi bir alma ve...

HAYAL

Hayal kurmak tam kelime karşılığı nedir? Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, düş, imge, hülya... Kimler hayal kurar? Kedinizin bir hayali var mı? Hayallerinin peşinden giden bir insan kendini özgür hisseder mi?  Devlet hayal kurmaya karışır mı? Emperyalist düzen hayallerimize pranga vurabilir mi?  Kiradan bir kurtulsak bir hayal midir? İsviçre, Küba, Fas, Çin de kiradan kurtulsak diye hayal kuran insanlar var mı? Bir ev bir de araba. Kredi tuzağında tüketilen kısacık bir ömür. İnsan tek başına mı hayal kurar? Peki, devlet tek başına hayal kurmamıza izin verir mi? Ne o öyle boş boş hayal kurmak. Şimdi sen "Bireyim, hayalim var, derken sanata bağlayacaksın." Sanattan özgür düşünceye. Yok öyle hayal filan. Peki, ailelerin ortak bir hayali olur mu? Olur. Ev almak, daha iyi ev almak, daha daha iyi ev almak, yazlık almak, daha iyi yazlık almak. Başka? Araba. Tatile çıkmak.  Mesela bizim aileden bir ressam çıksa diye ortak bir hayal olur mu? Olmaz. Eb...

ÖLÜM

 "Ölüm varken ben yokum. Ben varken, ölüm yok. O halde üzülecek ne var?"  Bu sözler aslen, eski Yunan filozofu Epikuros'a ait olup, Latin şair ve filozof Lucretius'un Epikurus'un görüşlerinin günümüze kadar ulaştıran en kapsamlı yapıtı 'De rerum natura' (Evrenin Yapısı, 1974) içinde yer alıyormuş.   Öldüğünde bir at ya da sinek leşinden farkın yok. Her ölümün son nefesi diğerinden farklıdır. Ölen kişiye anlam yükleyenlerin düşünceleri de farklıdır.  Erken yaşta ölümler hırpalar genelde kalanları. O yüzden yaşam amacımızı belirleyip hazlarımızı hedef olarak görmeyip zamanın değerini fark edip tercihlerimizi, farkındalıklarımız ölçüsünde seçip yaşamak kendimize kattığımız bir anlam olacaktır.  Çaresiz hastalıklardan uzak, seni koşulsuz seven ve senin koşulsuz sevdiğin insanlarla, beklentilerinin maddi ve manevi gücünle orantılı sağlıklı ve keyifli bir yaşamımız olmasını gönülden dilerim.

ENGİN GEÇTAN'I OKURKEN

Kitapları var, çok değerli: İnsan Olmak, Hayat ve daha birçok eser. Shakespeare, “Hızlı koşan, tökezler. Bilgece ve yavaşça ilerlemek lazım” demiş bir oyununda. Salı sabahı bir otelde kahvaltı yaparken Ayşe Arman'nın Geçtan hocanın röportajını okuyordum.  Masama izin alıp oturan 64 yaşındaki adamla göz göze gelince sordum. Koşuyor musun? Kollarındaki yaralar şeker hastası olduğunu açık verirken bakışları yorgun ve çaresizdi. Berlin’de 40 yıldır çalışan bu kişi kandırılmış, dolandırılmış. Avukatların elinde oyuncak olmuş, mafya kapısına düşmüş. Bir kumpasın içinde karanlığa koşuyordu?  Anlattı, anlattı. Dinlediğim için teşekkür etti.  Anlatmasa yarış kazanamamış at gibi çatlayacaktı.  Gitti. Kimbilir daha, kime anlatacak? Gazeteyi okumaya devam ettim, Engin Geçtan, Ayşe Arman'a diyor ki: Sanırım aslında iki ses de bana iyi geliyor. “Ölümü hak etmek”, tabii iddialı bir ifade. Çünkü ancak hayatın hakkını verebilmiş olanlar için geçerli. “I ching” öğretisinde bir söz var...

DENGE

“Fransız fizyolojist Claude Bernard denge kavramını organizmada “iç çevrenin değişmezliği” olarak ifade eder ve bu olgu “bedenin sabit bir dahili ortamı koruma eğilimi” şeklinde tanımlar. İnsan vücudundaki kan şekeri konsantrasyonundan, kandaki oksijen ve karbondioksit düzeylerine ve hücrelerdeki su dengesine kadar pek çok biyolojik denge durumu, oldukça dar sınırlar içinde korunmalıdır. Çeşitli bedensel mekanizmalar, bu koşulları belli sınırlar içinde tutma doğrultusunda çalışırlar. Tutulamadığında ise bir dengesizlik, biyolojik rahatsızlık ortaya çıkmaya başlar. İnsan hayatındaki denge ilkesi çok önemlidir.  Psikologlar denge ilkesini fizyolojik dengesizliklerin yanı sıra, psikolojik dengesizlikleri de kapsayacak biçimde genişletmişlerdir. Çünkü herhangi bir psikolojik dengesizlik de, dengeyi yeniden kurmayı hedefleyen davranışı güdüleyecektir. Böylece endişeli, ürkek veya korku içindeki bir kimse, gerilimi azaltmak için bir şey yapmaya bir şekilde güdülenecektir. Benzer biçimde...

MAVİ YEŞİL GÖZLER

Mavi yeşil gözleri ayrıcalık diye bilir, süzülürdü. İşten eve geldiğimde trip atar ve akşam yemeğini beklerken etrafımda adeta dans ederdi. Yemek sonrası kucak kucağa oynaşmalarımızın süresi ona aitti ne kadar canı isterse artık. Sonra arkasını döner bedenime yaslanarak uyurdu. Kımıldarsam hemen yerinden kalkar, gerinir “nereye” diye mırıldanır, peşimden mutfağa, tuvalete ve banyoya gelirdi.  Misafirden nefret eder yine de belli etmezdi. Onu sevmeye kalkanlara arkasını döner; giderdi.  Eğer hararetli bir sohbete dalmışsak misafir ile aramıza girer şarkı söyler; dinlemezsem kucağıma çıkarak ağzımı koklardı.   “Hadi yatmaya” dediğimde bir an yüzüme bakar, küser giderdi.

ONDAN ŞİKAYET BUNDAN ŞİKAYET

Şikayet etmek en kolay yoldur. Aynı konudan şikayet etmek kısırdöngüye girmektir. Aynı konuda şikayet etmek güven alanımızda kalmak istediğimizi gösterir. Çünkü şikayeti bırakıp çözümü için eyleme geçtiğimizde başımıza gelebilecek yeni sorunlarla mücadele etmek istemiyoruz.  Mevcut sorunların bize verdiği acıyla yaşamak bizi mutlu ediyor. Bununla birlikte şikayet ettiğimiz konular hem bizi hem de şikayeti yaptığımız kişileri karanlığa sürüklüyor.  Temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp aynı konuları getiriyoruz. Çünkü çözüm odaklı değil çöpleri boşaltmak için konuşuyoruz.  Ya neden-sonuç ilişkisi üzerinden ya da zamana yayarak sorunu parçalara ayırıp çözüm aramaktan yana olmamız enerjimizi yüksek tutacaktır.  Bir arkadaşın ya da dostunla dertleşmek veya paylaşmakla, sürekli şikayet etmek çok farklı eylemlerdir. 

KUMBARA

Resim
İnsan biriktirilmez arkadaş ya da dost edinilir. Para biriktirilir gerektiğinde de harcanır. İnsan biriktirilirse biri gelir, ikisi gider farkında olamayız. İnsan biriktirmek ilerde lazım olur diye yapılan bir eylemdir. Arkadaş edinmek emek ve zekâ ister, dostlarınız varsa dostluğunuzu pekiştiriniz.  Akraba, hısım genel de ne arkadaştır ne de dost, onlar akrabadır ve hısımdır, biriktirilmez doğduğunuzda ya da evlendiğinizde portföyünüze otomatik girerler. Akraba ve hısımlarınızı seçme şansınız yoktur. Yani onlar sürekli kumbarada ya da ceptedir. Harcanmaya veya kullanılmaya hazırdır. Bununla birlikte akraba ve hısımlar içinde gönülden olanlara da rastlanır. İyi gününüzde de kötü gününüzde de her zaman yanınızdadır. İş hayatı mı? Network diyorlar? İş yaşamında network adı altında insan biriktirilir. İş yaşamınızın sonu geldiğinde genelde network dağılabilir.  Network içinden çok nadir olsa da bir iki dost edinebilirsiniz.  İnsan ...