Kayıtlar

Kasım, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KISKANÇLIK MI HASET Mİ?

'Kıskançlıkta, kendisinde olan bir şeyin bir başkasında da olması korkusu vardır.' * Robert Greene - Joost Elffers'in 'İktidar' kitabından bir alıntıdır: Açgözlü adamla kıskanç adam bir gün kralın huzurundaymış. Kral, ikinizden biri benden bir şey isteyebilir ve ona verebilirim ama aynı şeyden diğerinize iki katı vermek kaydıyla demiş. Kıskanç adam kendisinin aldığından iki katı fazla alacağı için arkadaşını kıskanıp ilk seçen olmak istememiş ve aç gözlü adam da ilk seçen olmak istememiş. Çünkü sahip olunacak ne varsa kendisinin olsun istiyormuş. Sonunda aç gözlü adam, kıskanç adamı ilk seçimi yapması için zorlamış. Kıskanç adam da düşünmüş, sonunda kraldan bir gözünü çıkarmasını istemiş. (Yahudi kıssaları, Yedi Ölümcül Günah, Solomon Schimmel 1992) Peki, haset nedir? 'Hasette kendisinde olmayan bir şeye bir başkasının sahip olmasının öfkesi vardır. Haset daha yıkıcıdır.' * Bir arkadaşım anlatmıştı: Kendisinden iki yaş küçük olan kuzeni bir gün elinde g...

KISKANÇLIK

Plutarch*, "Kıskançlık, ruh bozuklukları içinde kimsenin itiraf edemediği bir duygudur." der.  Kıskançlık kelime anlamı nedir? - Kıskançlık “başka bir kişinin bize göre bir üstünlük gösterdiği ya da sevilen birisinin başkası ile ilgilendiği kanısına varılınca takınılan tutum ve duyulan duygu” olarak tanımlamaktadır.                    (Ruhbilim Terimleri Sözlüğü)  - Kıskançlık, bazılarına göre aşkın, bazılarına göre ise kendine saygının düşüklüğü, kaybetme korkusunun ya da güvensizliğin göstergesidir.  - Kıskançlık, önemli bir insanı başka bir kişiye kaptırma korkusundan doğan kontrolü zor bir duygudur. Kıskanmak sözlükte, sahip olduğu, sevdiği, ilişki halinde bulunduğu şeyin başkalarıyla aynı tür ilişkiler içinde olmasına katlanamamak, esirgemek, haset etmek, çekememek gibi manalara da gelmektedir.  - Kıskançlık, sevilen kişiye sahip olma isteğinden ve onun bir başkasını seveceği korkusundan kaynaklanan bir duygudur....

GÖÇER

Resim
Arkadaşlarım vardı. Kime ne oldu, nerede yaşıyor, bilmiyorum. Çünkü ilkokul ve ortaokulu altı ayrı okullarda okudum. Kabataş Erkek Lisesini yatılı okumadım. Gündüzlü olmama rağmen iki kez semt değiştirmiştik. Yatılı okuyanların aralarında farklı bir bağ ve arkadaşlık vardı. Gündüzcülerdik biz, hepimiz ayrı semtlerde birbirimizden kopuktuk, yatılılar gibi ortak bir çatı altında uyumuyorduk. Yılda bir kez düzenlenen mezuniyet pilav günlerinde yatılılar bir yere kümelerin hababam sınıfı gibi unutulmaz anılarını konuşurlardı.  ODTÜ'de 1976-1981 yıllarında kampus içinde ayrı, Ankara'da şehir içinde ayrı bir stres vardı. Boykot vardı. Bugün açılır yarın açılır diye diye tam dokuz ay sürdü. Faili meçhul cinayetler, insan yakmalar, katliamlar, kahve taramalar, faşist darbe, tutuklamalar, işkenceler, intihar süsü verilmiş cinayetler yaşadık. Sanki bugün gibi... Dokuz ay sonra ODTÜ'ye döndük, hızlandırılmış eğitim, akademik baskı, sınavlar, sınavlar vardı. Tam beş yıl altı ay sonra m...

SAPLANTI

  Öyle gecelerden biri  surlarıma çekildiğim,  sağanak var, Çelik oklar saplanıyor beynime.

GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ

Resim
Yıllarca çalıştık bir tane 2+1 dairemiz var. Ülkenin %80'i bizim gibi çalışanlardır ve her zaman sömürüldü, sömürülüyor. Atatürk'ü değerlendirememiş bir toplumun geldiği nokta: Daha birkaç gün önce mültimilyoner bir bakanın yurt dışına giden doktorlar için yaptığı işaret seviyesindedir. İktidar ve yandaşlarının hatta muhalefet partilerinin Türkiye Cumhuriyeti'ne yakışmayan öyle çok söylem ve eylemleri varki, unutuyoruz. Ne yazık ki Türkiye ve Dünya tarihinin bu kesitine denk geldik.  Tarihi nereden okuyacağız? diye sorarken kendime,  Albert Camus okumaları yaptığımda Fransızların Cezayir'de yaptığı soykırımın (1 milyon insan katledilmiş,) farkına varmıştım. Oysa Fransa, Paris'i kasıp kavuran Hitler'i yaşamış bir ülkeydi. Fransa sadece Cezayir'de mi soykırım yaptı? Afrika'yı hâlâ kasıp kavuruyorlar. Tarihte örneği çok, arama motoruna soykırım yazdığımızda Avrupalı birçok sömürgeci ülkelerin yaptığı katliamları görebiliriz.  Eğer Çanakkale ve Kurtuluş  sav...

PROUST ANKETİ: SİZ DE KENDİNİZE SORUN

Resim
  Fransız yazar Marcel Proust, 13 yaşındayken bir hatıra defteri alıp içindeki İngilizce soruları cevaplayarak arkadaşı Antoinette Faure’a doğum günü armağanı olarak verir. Benzer bir anketi, 20 yaşındayken de cevaplar. Bu iki anket Proust öldükten birkaç yıl sonra yayımlanır, soruların çoğu zaten aynı olduğundan literatüre “Proust Anketi” olarak geçer.  Proust anketi, Marcel Proust'un cevaplarıyla ünlenmiş, daha sonra Bernard Pivot ve James Lipton tarafından da kullanılmış soru dizisidir. Bazen hatalı şekilde soruların ilk defa Proust tarafından hazırlandığı söylense de, aslında Proust yalnızca soruları cevaplamıştır. PROUST ANKETİ'ni ben de yanıtladım: ● Sizi en çok üzecek olay. Çaresizlik. ● Nerede yaşamak isterdiniz? Ben bir göçerim. Eşimin de mutlu olacağına inandığım her yerde... ● Yaşayabileceğiniz en mutlu an. Torunumla karşılaştığım an. ● Hangi hataları hoşgörüyle karşılayabilirsiniz? İçinde yalan olmayan. ● En sevdiğiniz erkek karakter. Keşanlı Ali ● En sevdiğiniz ka...

YAŞAMAK İSTİYORUM

Resim
Uyanıverdim hiç olmadığım Sabahın dördüne Yetmedi odamdaki hava düşüncelerime Açtığım pencere ürpertti bedenimi Ne de zor karar vermiştim Doğmadığım ama büyüdüğüm O şehri terk ederken Göz yaşlarım kurumuştu pınarlarında İstememiştim yolum düşsün Artık bu şehre Zorunda kaldım bir gün Binmiştim yapayalnız trene Sanki yeni bir yaşam umuduyla Anadolu’lu Rüstem’in tahta bavulunda İnmiştim Haydarpaşa Garı’nın merdivenlerinden Martılar karşıladı sitemkâr çığlıklarla Nerdesin diye Halatlar alındığında Kalkan vapurun güvertesi Güzel bir kadının gözlerinde Isırdığım simitte Yudumladığım çayda Anlıyorum Değmezmiş verdiklerime Yaşadığımı zannettirdikleri anlar için Birden sarsılıyorum Yanaşan vapurun iskeleye dokunuşu Tünel’e yöneliyorum Taksim’e gitmek için yürüyorum Görmemişim eski binaların Geleceğin çirkinliklerine direndiğini Her attığım adımda anlar geliyor Bir daha yaşamak istemediğim Ama olmak istediğim geleceğimde Yaşamak istiyorum yeniden İstanbul’u.