KOMŞUMUZ GİTTİ

Datça'ya beş yıl önce taşınmıştım. Komşumuz Kemal'le selamlaşmaya başlamıştık. Onun eşi de benim ki de çalıştığı için yalnızdık. 

Bir sabah kapı çaldı, açtım Kemal'di. "Üç gündür sesin soluğun çıkmıyor merak ettim," cümlesiyle dostluğumuzu başlatmıştı. Kemal'in kadim dostu Nizam'la tanıştırdı. Nizam, Datça'yı terk edene kadar güzel anlarımız sohbetlerimiz oldu. Nizam, tek kelimeyle insandı.

Sonra Kemal'in eşi Dilek'i tanıdım. 64 yaşındayım, hiç komşum olmamıştı. Dilek ve Kemal, kötülük bilmeyen, paylaşmayı seven, nazik, duyarlı, hoş görülü komşularımız oldu. 

Pandemi, deprem derken yazları onları bekliyorduk. Bir araya geldiğimizde acaba bunu söylersem alınır mı, şöyle davransam küser mi, arkamdan beni şikayet eder mi diye düşünmediğimiz özgürce konuşabildiğimiz gönülden iki dostumuz olmuşlardı. Dostluğun temelinde kendini sevmek, kendine saygı duymak, kendini bilmek olunca kısa zamanda da dostluk kurulabiliyormuş çünkü o zaman karşınızdakini koşulsuz sevebiliyormuşsunuz.

Bu sabah onlar da kadim dostları Nizam gibi Datça'yı terk ettiler. Koşullar, beklentiler, gelecekle ilgili kaygılar, hayal ettikleri yurt içi ve dışı geziler, daralan zaman derken Datça onlar için bitmişti. 

Dilek "Bu Datça'nın en büyük kazancı Duygu ve sen oldun," dedi. Biz de sizi kazandık. Var olduğumuzun birer kanıtı da siz oldunuz. Üzgünüz gidiyorsunuz, özleyeceğiz bununla birlikte her yıl bir araya geleceğimize gönülden inanıyoruz. 

Bazı sabahlar simit askıda diye kapımıza simit bırakan, gönülden paylaşan Fenerbahçeli duygusal biricik dostum Kemal'i ve "Sen bunu seversin Duygu, Tevfik," diye gönülden paylaşan ve ikramda bulunan Sevgili Dilek'i İstanbul'da ziyaret edeceğiz. Her zaman iletişimde olacağız. Evimizin her köşesinde bir iziniz var. Bekliyoruz. Sizleri seviyoruz, saygı duyuyoruz. İyi ki varsınız. Sağlığınız bizim için çok önemli, kendinizi koruyunuz.

İyi yolculuklar dileriz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİLİYORUZ DA KONUŞUYORUZ

HIRSIZ

İSTİYORUM