MEKTUP
VEDA (20 Aralık 2013, Ankara)
İstanbul'dan 1999 yılında ayrıldığımda hiç arkama bakmamıştım. Geçende iş gezisi için yine İstanbul 'daydım. İstanbul, kaosun tam karşılıydı benim için. Ankara'ya dönüş uçağı için havaalanında son kontrolü geçtiğimde sanki Türkiye'ye kesin dönüş yapan bazı Alman gurbetçileri gibi mutluydum.Ankara'dan da kesin dönüş var İzmir'e. Ayrılma vakti yaklaştıkça Ankara sokaklarında sabahın ilk saatlerinde ellerim ceplerimde başım önümde yürüyorum günlerdir.
"6 yıl ODTÜ 1976-81, 13 yıl 6 ay 1999-2013 Form Fabrika/ Susuz. Yıllar karlarla birlikte erimiş gitmiş. İzmir'de kar da yok.
Aslında taşınma olayını bir yıldır içimizde biliyor ve yaşatıyorduk. Bu acımasız süreci yönetmenin verdiği yorgunluk olsa gerek tereddütlerimizin hırçın dalgalarında bir yükselip bir düşüyorduk.
Zeki Müren'den bir nakarat dilimde: "Gitmek mi zor? Kalmak mı zor?
O sabahı sen bana sor,
Ayrılığı sen bana sor,"
Millet koltuğunu değiştiremiyor biz koca bir şehri diğer bir şehire değiştiriyorduk yine. Yeni bir düzen kurmanın heyecanında endişelerimizle kavruluyorduk.
Ankara'da dostlar var. Yaşadığımız güzel anlar, hüzünler var. İş yaşamında, oynadığımız tiyatro oyunlarında, açtığımız karma fotoğraf sergilerinde, katıldığımız yaratıcı yazarlık atölyelerinde kurduğumuz dostluklar var. Ankara'nın sonbaharı ve kışında gezdiğimiz dağların, yaylaların, ovalarında Monet'in dondurulmuş resimleri var. Var da var.
Ankara'ya veda etmek o kadar kolay olmayacak dediğimiz dostlar, arkadaşlar, tanıdıklar, çöpçü, sucu, büfeci, marketteki kasiyer İzmir'e gideceğimizi duyunca "Çok üzüldük ama adınıza sevindik," dediler. Sanki yerimize onlar gitse, daha mutlu olacaklar. Datça aşkımızı bilenler de yaklaştınız sevdiğinize diye avuttular.
Ok yaydan çıktı bir kez. Kamyona eşyalar yükleniyor.
Bu bir veda yazısı mı?
Festivallerde, özel günlerde, çağrıldığımız hatırlandığımız davetlerde özlemler gideririz, diye avutuyoruz kendimizi.
Giden mi kalan mı daha hüzünlü?
Tüm dostlarım, arkadaşlarım, yakınlarım, tanıdıklarım "Eyvallah, Allahaısmarladık, Hoşça kalın. Yolunuz İzmir'e olur da düşerse olmazsa düşürün. Beklerim."
Sizleri çok seviyorum.
NOT: 21 Aralık 2013' de İzmir'de uyanacağız.
Zeki Müren'den bir nakarat dilimde: "Gitmek mi zor? Kalmak mı zor?
O sabahı sen bana sor,
Ayrılığı sen bana sor,"
Millet koltuğunu değiştiremiyor biz koca bir şehri diğer bir şehire değiştiriyorduk yine. Yeni bir düzen kurmanın heyecanında endişelerimizle kavruluyorduk.
Ankara'da dostlar var. Yaşadığımız güzel anlar, hüzünler var. İş yaşamında, oynadığımız tiyatro oyunlarında, açtığımız karma fotoğraf sergilerinde, katıldığımız yaratıcı yazarlık atölyelerinde kurduğumuz dostluklar var. Ankara'nın sonbaharı ve kışında gezdiğimiz dağların, yaylaların, ovalarında Monet'in dondurulmuş resimleri var. Var da var.
Ankara'ya veda etmek o kadar kolay olmayacak dediğimiz dostlar, arkadaşlar, tanıdıklar, çöpçü, sucu, büfeci, marketteki kasiyer İzmir'e gideceğimizi duyunca "Çok üzüldük ama adınıza sevindik," dediler. Sanki yerimize onlar gitse, daha mutlu olacaklar. Datça aşkımızı bilenler de yaklaştınız sevdiğinize diye avuttular.
Ok yaydan çıktı bir kez. Kamyona eşyalar yükleniyor.
Bu bir veda yazısı mı?
Festivallerde, özel günlerde, çağrıldığımız hatırlandığımız davetlerde özlemler gideririz, diye avutuyoruz kendimizi.
Giden mi kalan mı daha hüzünlü?
Tüm dostlarım, arkadaşlarım, yakınlarım, tanıdıklarım "Eyvallah, Allahaısmarladık, Hoşça kalın. Yolunuz İzmir'e olur da düşerse olmazsa düşürün. Beklerim."
Sizleri çok seviyorum.
NOT: 21 Aralık 2013' de İzmir'de uyanacağız.
NOT: Hiç ısınamadığım İzmir'i de 21 Haziran 2022'de terk ettik. Datça'dayız.
Yorumlar
Yorum Gönder