ACELEN VARSA NE İŞİN VAR DATÇA'DA

"Yıllar yorgun ben yorgun; boşa geçti seneler"mi diyorsun. Yavaşla o zaman. Kapıları ve direksiyonu kilitlenmiş, Deep Purple'dan 'Highway star,' kolonları yırtarken ikiyüz elli kilometre hızda giden, otomatik vitesli bir aracın içinde "Frensiz bir yalnızlık" değil mi şikayetimiz? 

Her kilometresinde camlarından hızla akan, yaşam fotoğrafları hep flu. 'Yaşa ve geç' sloganında nereyi geçtik, ne görmüştük, kimler vardı? Hangi sevgilerin bekleyişi, hangi özlemlere kavuşmanın heyecanı vardı? Hangi çocuğumuzun bebekliği, hangi delikanlının ya da genç kızımızın ergenliğini hatırlıyoruz? 

Zaman su gibi geçiyor? Yaşamın, daha dün pazartesiydi nasıl da cuma olmuş bile, klişesindeyiz.  Tuncel Kurtiz gideli kaç yıl oldu? 5 yıl mı? 2023'deyiz? 2013'de uğurladık.  Ne diyordu üstad?  "Bazen hayat seni öyle zorlar ki yolun başında kimdin unutursun."

Ölüleri geçtim de hayallerimizi bile hatırlayamıyoruz? Ne siyah beyaz ne renkli ne de müzik kutulu fotoğraf albümleri var artık. Selfiler var, bulutlardan karadeliklere uçuşuyor.

Farkında mısınız? Araç devrilmeden yavaşlayabiliriz. Ayağımızı gaz pedalından hafifçe çekebiliriz. Yavaşla, duracak gibi, bak şimdi camlar, fotoğraf sergisi açtı: Renkler, sevgiler, gülümseyen yüzler, notalar, şiirler, öyküler...

Arada bir, hiç olmazsa çay molası verebiliriz. İn şu araçtan, yürü,  bak bir kumsal, çıkar ayakkabıları, çorapları,  yaklaş denize, otur kuma, hisset kumları. Bir yudum çay hayal et, bardağın sıcaklığını, çayın ve denizin kokusunu hisset. M.F.Ö.' den 'Tam ortasındayım' çalıyor, duy: 

"Nasıl da paylaşıyor insan isterse, 

Nasıl da birmiş meğer hasretler, 

Nasıl da mecburmuşuz, 

Sabretmeye, sevmeye, öğrenmeye"

Şimdi burnundan derin bir nefes al,  yavaş yavaş ver nefesini, bak ufukta bir yelkenli beyaz, gök mavi, deniz mavi.  

Ataol Behramoglu'nun 'Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var' diyen şiirini hatırla: 

"...

Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara 

Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin 

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine 

Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına 

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın 

Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

..."

Datça'dasın artık uyan, dostum kabusundan. Bir hafta ya da on beş günlük bir tatile geldin. Belki de herşeyini satıp savdın, çarptın kapıyı çıktın yola, 'Dur polis,'noktasında sorarlarsa kimsin diye sadece göstermek için barkodunla geldin. 

Zaten iki kesişen caddesi var Datça'nın, ne bu hız, niçin basıyorsun gaza, kornaya, yavaşla dostum: "Acelen varsa ne işin var Datça'da?"

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİLİYORUZ DA KONUŞUYORUZ

HIRSIZ

İSTİYORUM