KISIR DÖNGÜ SUÇLULUK DUYGUSU

Susan McMuhan-Psikolog

Suçluluk ve endișe duygularına neden ihtiyacım yok?

Suçluluk ve endişe çok yıkıcı duygulardır. Zayıf Ego gibi kendimizle ilgili kötü duygular yaratırlar. Olabileceğimizin en iyisini olmamızı engeller, bizi felç ederler. Şimdiki zamanda fonksiyonları yoktur. İçinde bulunduğumuz anı yaşarken, suçluluk ve endişeye zaman yoktur. Bugün hayatımızı yaşıyoruz, yargılamıyoruz.

Suçluluk duygusuna ihtiyacımız yok çünkü vicdanımız var. (Bu anlamda, suçluluk ve utanç duyguları birdir.) Vicdanımız yanlış birșey yapınca bizi uyarır, "A, a.. bu kötü bir davranıştı" veya "Keşke bunu yapmasaydım veya söylemeseydim" gibi şeyler söyler. Vicdan ılımlı bir eğiticidir, anında olayların gelişimini ve ne yönde değişmemiz gerektiğini bize bildirir.

Kendinize güvendiğiniz zaman, vicdanınıza da güvenebilirsiniz.

Diğer yandan, suçluluk duygusunu zalim bir diktatör olarak düşünebilirsiniz. Suçluluk duygusu, bize kötü olduğumuzu, bütünüyle uygunsuz veya kötü veya umursamaz olduğumuzu söyler. Suçluluk duygusu bir hareketi, bir düşünceyi veya bir duyguyu alır ve kişinin tümüne geneller. Suçluluk duygusu olumsuzluk içinde boğulmamızı sağlar ve bizi güçsüz ve aciz kılar. Kısa sürede bizi, davranışlarımızı ve hayatımızı kontrol altına alan etkin bir diktatördür.

Suçluluk duygusu aynı zamanda sinsidir, çünkü "kötü" davranışların devamını sağlar. Onu kötü bir döngü- kuyruğunu ağzına almış bir yılan- olarak düşünebilirsiniz.

Suçluluk duygusunun işleyişi şöyledir.

1) Kendinize veya bir başkasına yanlış olduğunu hissettiğiniz veya bildiğiniz q, umursamaz veya yıkıcı bir şey yaparsınız, 

2) suçluluk duymaya başlarsınız, 

3) suçluluk duygusu büyür, 

4) artık derin ve acı veren bir suçluluk duyarsınız ve acı dayanılmaz olur, 

5) acıdan kurtulmak için bir yol ararsınız, 

6) davranışınızın nedenlerini dışta aramaya başlarsınız (Eğer şöyle yapsaydı, ben de böyle davranmazdım, vs...), 

7) davranışınıza bir mazeret bulana ve davranışınızı haklı gösterene kadar dışta aramaya devam edersiniz, 

8) mazeretlerinize inanırsınız, ve 

9) suçluluk duygusunu yaratan davranışınızı tekrarlarsınız.

Bağımdaşların (ortak bağımlılık geliştirenlerin) ilişkileri bu modele iyi bir örnektir. Eşlerden biri bağımlı, diğeri de genellikle bağımlının ortağıdır ve yukarıda anlatılan suçluluk döngüsü nedeniyle her birinin davranışlarından diğeri suçludur. 

Bağımlı düşünce tarzı șöyledir: "Yapacağımı yaparım, kendimi kötü hissederim (bu nedenle de ben iyi bir insanım), acı dayanılmaz olunca, suçu sana yüklerim, böylece davranışlarımı haklı çıkarır, davranışlarıma aynen devam etmek için gerekli mantığı kurmuş olurum." 

Bu döngü kendimiz için sorumluluk üstlenmediğimiz ilişkilerde ortaya çıkar. Davranışlarımızdan sorumlu olmamız gerekir. Suçluluk duymamıza gerek yoktur. Davranışlarınızın sorumluluğunu üstlenin. Suçluluk duymayı bırakın. 

Bir daha kendinizi suçlu hissettiğiniz de durun. Hoşlanmadığınız bir șey yaptığınızı kendinize söyleyin. Bu șekilde öğrenecek, bir daha ki sefer aynı şeyi yapmayacaksınız.

Vicdanıniza teşekkür edin. Sorumluluğunuzu üstlendiğiniz içinkendinizi ödüllendirin. Suçluluk duymayı bırakın.

Aynı şekilde endişeye de gerek yoktur. Endişe, olmasını istemediğimiz bir şeyin olacağını hayal etmek olarak algılanabilir. Henüz olmamıș șeyler için kaygılanmaktır. Olay olunca, bu konuda birşeyler yapmaya başlarız. Endişelendiğimiz bir olay gerçekleşince rahatladığımız duygusunu ne kadar sık hissederiz? 

Başımıza gelenlerle başa çıkabiliriz ama endişeyle direk olarak başa çıkamayız. Endişeye ihtiyacımız yoktur. Kaygı kötü bir rüya olarak başlar ve uyanıkken yaşanan bir kabusa dönüşür. Suç gibi, bizi bugünden alır ve acı dolu, ümitsiz, anlamsız, zaman kaybı dolu bir noktaya götürür. 

Kaygılanmayı bırakın. Bu anı, suçluluk ve kaygı duymadan yaşayın. Anlamlı bir yaşam sürdürürken, her ikisine de ihtiyacımız olmaz.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİLİYORUZ DA KONUŞUYORUZ

HIRSIZ

İSTİYORUM