DENK MİYİZ?

Hani sürekli alma-verme dengesinden söz ediyorum ya, ne kadar ekmek o kadar köfte diyorum ya, karşıma şöyle bir yazı çıktı.

DENKLİK KURAMI

Denklik ilkesine göre insanlar ilişkilerini, ancak ilişkiye kattıkları şey ilişkiden kazandıkları şeye denk olduğunda adil ve tatmin edici görürler. Buradaki denklik eşit olmakla aynı şey değildir. Tarafların eşit olmasıyla ilişkili değildir.

Kurama göre, bir taraf ilişkiye daha fazla katkı sunarsa, ondan daha fazla getiri elde etmelidir. Eğer böyle olmazsa kişi kendisini sömürülmüş hisseder. İnsanlar, kaynakların adil bölüştürüleceği beklentisindedirler; herkesin katkıda bulunduğu ölçüde kaynaktan pay almalarını beklerler.

Kuram, taraflardan birinin diğerinden az yararlandığı ya da çok yararlandığı bir ilişkinin mutlu ilişki olamayacağını öngörür.

Dengesizlik, ilişkiyi aşındırıcı bir güç olan psikolojik sıkıntı yarattığı için, daha az yarar sağlayan taraf kendisini öfkeli, küskün ve mahrum kalmış hissetme eğilimindedir. Çok fayda sağlayan tarafsa utanç, suçluluk ve rahatsızlık hissedebilir.

Kurama göre, bireyler ilişki içerisinde ilişkiden edindiklerini, kazançlarını maksimize etmek isterler. Eğer kendilerini denk olmayan bir ilişki içerisinde bulurlarsa sıkıntı yaşayacaklardır.

İlişki ne kadar denk değilse taraflar kendilerini o kadar stresli ve sıkıntılı hissedecektir. Bununla birlikte taraflardan birinin daha fazla kazandığında hissettiği stres, daha çok kaybettiğinde hissettiğinden daha az olacaktır.

İlişkinin denk olmadığını fark eden taraflar denkliği inşa etmek için uğraşacaklardır. Denklik ne kadar sarsılmışsa, kendilerini ne kadar stresli hissediyorlarsa denkliği inşa etmek de o kadar zor olacaktır.

İlişkide daha çok kazanç elde eden kendisini suçlu hissedebilir, haksızlık hisseden güçlü bir öfke duyabilir. İlişkideki taraflar özgürce alma-verme işlemi gerçekleştirdiğinde, birlikte karar aldığında, daha denk ve tatmin edici bir ilişki yaşayacaklardır.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİLİYORUZ DA KONUŞUYORUZ

HIRSIZ

İSTİYORUM