EŞTEN HOBİ OLUR MU?
#motivasyon #iletişim #farkındalık
İş ve özel yaşamızda aşırı yoğunluk ve baskının getirdiği yorgunluk, ilerleyen yaşlarda biyolojik yapıyı zorlamaya başlar. Bizleri tehdit eden hastalıklar ne yazık ki bir gecede gelmez. Kanser çok uzak değil, yanı başımızdadır.
Çikolata beni rahatlatıyor.
İşte bu yanılsamalı mutluluk aynada tombul bir görüntü olarak gerçek kazanır. Kilo artışıyla başlayan mutsuzluk, iş ve özel yaşamdaki aşırı stresle birleşerek psikolojimize ayar çeken hormon salınışlarındaki matrisi bozar.
Eşimizden (yani karımızdan veya kocamızdan) veya çocuklarımızdan zaman yok. Anlıyorum. Kitap bile okuyamıyorsunuz. Zapingli televizyon, internet sörfleri, antidepresanlı terapiler, alkol veya sigaraya ayırdığımız sürelerle ömrümüz uçuyor.
Çocukların okulu, ergenliği, eğitimi, gelişimi. Para? Çocukların yaşamda sağlam bir duruş kazanmaları için basketbol, yüzme, satranç, gitar kursları da var. Kolay mı?
Doğa yürüyüşünde bir iki sessiz adım, kitabın sayfasında mısralar, uçak maketinde küçük vida, örgüde bir ters bir düz, suluboya resimde bir iki fırça, bağlamanın teline bir iki mızrap, halk danslarında bir adım öne iki adım sola, bisiklette bir pedal, yoga da güneşe bir selam nasıl olurdu?
Dönüşümlü hafta sonları tüm aile bisiklete binsek, tiyatroya gitsek?
Arthur Schopenhauer “Tiyatrolar, operalar, konserler, geceleri yatağımıza uzandığımız okuyacağımız romanlar, felsefe yazıları, epik şiirler yaşam iradesinin bitmez tükenmez isteklerinden uzaklaşıp huzur bulacağımız en önemli kaynaklar olduğunu düşünüyorum,”diyor.
Evet, hobilerimizle kendimize kalmak, eşimiz ve çocuklarımızla ilişkilerimize, sohbetlerimize hatta yatak odası ilişkilerimize bile renk katacaktır. Yaşam hem çok uzun hem de çok kısa. Değil mi?
Ahmet Tevfik Ceritoğlu
Yorumlar
Yorum Gönder