ZULÜM
Zulmü anlatırken zincirin betondaki sesini duyamaz olmuştu. Hangi ülkeyi anlatsa karşısına din, iktidar ve iş adamları üçgeninde kaybolan milyon dolarlar aklına dökülüyordu, kızgın, kaynar.
Kahrolsun emperyalist düzen ve iş birlikçileri diye haykırdıkça domuz bağına bir düğüm daha atıyorlardı, aynı ülkenin aynı dine mensup aynı insanları. Aynı insan gibi oysa. Neymiş üstün ırkın göstergesi burnu uzunmuş, yassı değilmiş derisi bir ton sütsüz kahve diye çüküne bağladıkları kablolar ızgara köfte gibi kokuyordu.
Kayboluyordu özgürlük, milyonlar yürümüyordu meydanlarda. Tıkılı kaldığı çuvaldan eli sarkıyor kırık parmakları betona sürtünüyordu. Düşünemiyordu artık.

Yorumlar
Yorum Gönder