BEKLENTİLERİN YÜKÜ
İnsanı en çok beklentileri üzer. Hem kendimizden hem de çevremizden istediklerimiz zamanla ağır bir yüke dönüşür. İnsanız nihayetinde; ya ektiğimizi ya da ektiğimizi sandığımız kadarını geri almak isteriz.
Ancak beklenti karşılık bulmadığında hayal kırıklığı kaçınılmaz olur; hem kendimizi hem de karşımızdakini yerli yersiz yıpratırız. "Ne ekersen onu biçersin" sözü, insan ilişkilerinde her zaman geçerli değildir. Örneğin, "Saçımı süpürge ettim" diyen biri, fedakarlığını dile getirirken aslında gizli bir beklentinin ağırlığını taşır. Koşullu sevginin temelinde de tam olarak bu yatar.
Doğa Bile Her Zaman Karşılık Vermez
Doğa dahi her zaman beklentimizi karşılamaz. Toprağa maydanoz tohumu ekeriz; maydanoz az biter de yanında ayrık otları fışkırır. Emek vermek, ayıklamak ve sabretmek gerekir.
- Kendimizden beklentilerimiz: Kendimizi bilmekten ve "Gerçekten ne istiyorum?" sorusunu dürüstçe sorgulamaktan geçer. Kendimize karşı objektif olabilmek, doğrudan öz farkındalıkla ilgilidir.
- Başkalarından beklentilerimiz: Kendimizi tanıdığımız ölçüde, karşımızdaki insanı da doğru anlamaya başlarız.
Çoğu zaman beklenti içinde olmak; karşı tarafın zihnini okumaya çalışmak ya da kafamızda senaryolar yazmaktır. "Bir bağ üzüm bağışladım ama karşılığında bir salkım bile vermedi" diye hayıflanıyorsak, belki de en başında o fedakarlığı hiç yapmamalıydık.
Katı Beklentiler, Derin Kırılmalar
Bir dosttan aşırı ilgi, bir ilişkiden kusursuzluk ya da hayattan altın tepside sunulmuş sonuçlar bekliyorsak, hayal kırıklığı kapıdadır. Beklenti ne kadar katı ve yüksekse, kırılma ihtimali de o kadar artar. Oysa beklentilerimizi net bir dille ifade edebilsek, karşı taraf da neyi yapıp neyi yapamayacağını açıkça söyleyebilir.
"Duvarı nem, insanı beklenti yıkar."
Burada kastedilen beklentisiz veya duygusuz bir yaşam değildir. Asıl mesele; beklentilerin gerçekçi ve esnek olması, kişinin kontrol edemediği dış etkenlere aşırı bağımlı kalmamasıdır.
Sonuç: İç Harcı Sağlam Tutmak
Duvarı yıkan nem, aslında binanın temelinden sızan sudur. İnsanı yıkan beklentiler de dış dünyadan ziyade, kendi zihnimizde büyüttüğümüz senaryolardır. Yani bizi yıkan hayatın kendisi değil; hayatın, bizim yazdığımız senaryoya uymamasıdır.
Sırtımızı dışarıdaki değişkenlere dayamak yerine, kendi iç harcımızı sağlam tutmalıyız. Ne kadar az ve esnek beklenti, o kadar güçlü bir iç huzur demektir.

Yorumlar
Yorum Gönder