Kayıtlar

DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?

Resim
  • Geçmişinizde kalmış, ölmüş veya hâlâ hayatta olan insanların size HAKSIZLIK ettiğini sürekli düşünüyor musunuz? • Başınıza herhangi bir şey geldiğinde mutlaka SİZİN DIŞINIZDA bir suçlu olduğunu düşünüyor musunuz? • Yetişkin veya yetişkin olmayan çocuklarınızın BİR YÜK olduğunu ve ÖNCELİĞİNİZ olmadığını düşünüyor musunuz? • Kilo alma nedeninizin EŞİNİZ olduğu düşünüyor musunuz? • Alkol ya da uyuşturucu bağımlısı olma nedeninizin BABANIZ ya da ANNENİZ olduğunu düşünüyor musunuz? • Maddi olarak sahip olamayacağınız ama hayal ettiğiniz her ne varsa SİZİ ÇOK MUTLU edeceğini düşünüyor musunuz? • İş yaşamı dışında BİR DÜNYA olmadığını düşünüyor musunuz? • Mutluluğun sizin dışınızdaki insanların mutluluğuna bağlı olduğunu ve onları sürekli mutlu etmek için MADDİ VE MANEVİ ÖNCELİK verdiğinizi düşünüyor musunuz? DÜŞÜNMEYE İHTİYACINIZ VAR MI? DÜŞÜNMEYE ZAMANINIZ VAR MI? 

KENDİN OLMAK

Resim
Popüler Fikirlerin Gölgesinde Kendi Zihnini Bulmak:  Zihnin en büyük yanılsaması, kendi kararlarını tamamen bağımsız aldığını varsaymasıdır. Çoğu zaman kendi düşüncelerimizin mimarı olduğumuzu sansak da, gündelik otomatizmler ve dönemin popüler fikir akımları bilincimizi örtük bir şekilde biçimlendirir. Kendimizi düşünürken buluruz ama aslında çağın modası tarafından "düşündürülüyoruzdur". ​Stoacı filozof ve Roma İmparatoru Marcus Aurelius’un vurguladığı gibi; size ait olmayanın, geçici ve yapay modaların peşinden koşmak, en sonunda gerçekten size ait olan özü yitirmenize yol açar. ​ Otomatizmin Tuzağı:  Zihin uykudayken üretilen her fikir, rüzgârda savrulan bir yaprak gibi dış etkenlerin yönlendirmesine açıktır. ​ Uyanık Bilincin Gücü:  Özgünlük, popüler dalgaların ortasında uyanık bir bilinç inşa edebilmek ve akıntıya karşı kendi zihinsel kaleni savunabilmektir. ​ Gerçek özgürlük;  çağın gürültüsünde başkalarının fikirleriyle sürüklenmek değil, kendi zihninin efend...

VAROLUŞ

Resim
Varoluşumu sorgulamaya, sorgulamanın yaşı yoktur ya da henüz hiçbir şey için geç değildir klişelerinden sıyrılarak, bu kitabı okumaya başladım. Joan Baez, eski eşi için( David Harris, McCarthy sonrası dönemin bir kurbanı olarak hapis yatmış yazar) kocasının dünyaya daima kendi ruhunun penceresinden bakmakta ısrar ettiğini söylüyor. * Harris der ki:” Eylemleriniz, kendini gerçekleştirmenin doğrudan süreci değilse, (nesne ve eylemin amacı, eylemin kendisinde gerçekleşmiyorsa) kendimizle doğrudan bir ilişki kurmamız mümkün değildir.”* Dışlanma ve suçlanma korkusuyla iktidarın eteğinde mutlulukla saltanat kayıklarında sallananları gördükçe varoluşumun tehlikeye girdiğini farkediyorum. "Telkinle, algı yönetimiyle iktidarın kuklaları olan yaşamın düşmanlarıyla mücadele etmek uyumsuz ve başarısız damgasını yemeyi göze almaktır," diyor Arno Gruen. Okudukça uzaklaşıyorum tüm dayatmalardan, yalan haberlerden, kumpaslardan, iftiralardan, riyakarlıklardan, hırsızlardan, vatan hainlerinde...

BİR KİTAP BİR FİLM

“Hayatları boyunca güç yalanına itaat ederek yaşamaya çabalamış insanların, sonunda o güce karşı koymaya başladıklarında kendilerini çaresiz hissedebilirler. (Arno Gruen/ Kendine İhanet) Ölü Ozanlar Derneği filmini seyredenler hatırlar. Babasının kendi hayatı üzerindeki planlarını kabullenemeyen ve babasına hissettiklerini anlatamayan Neil intihar eder.”

TEPİNEREK İSTİYORUZ

Resim
  Sürekli istiyoruz, en yakınlarımızı da geçtik neredeyse bir saat önce tanıştığımız kişilerden bile bir istekte bulunurken artık düşünmüyoruz.  İstekte bulunduğumuz kişinin bu istek karşısında düşeceği durumu değerlendirmiyoruz.  Var mı? Yok mu? Müsait mi? Değil mi?  Büyümemiz sırasında şimdi hatırlamadığımız dönemler var:  Oral Dönem (Doğumdan sonraki 1 veya 1.5 yıl),  Anal Dönem (1 ile 1.5 yaş arasından 3 veya 3.5 yaşına kadar),  Fallik Dönem (3 ile 3.5 yaş arasından 6 yaşına kadar).  Tüm bu dönemleri yaşıyormuşçasına 20, 30, 40, 50 yaşındayız, ağlıyor, tepiniyor istiyoruz, sadece istiyoruz.  Kimden alacağımızı da bilerek istiyoruz. 

ORTAYA KARIŞIK

Resim
Ortaya karışık ızgara söylerseniz, herkes sevdiği eti seçer, geriye kemikli tavuk kanatları kalır. Sözünüz kime ise ortaya değil o kişiyle söyleyiniz. Herkesin içinde de söylemeyiniz. Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla devri, dinazorlarla çoktan bitti. Not: Fotoğraf internetten alıntıdır.

HEDİYE ALMA VE VERME

Resim
Hediye alma ve verme konusu üzerinde çok duruyorum. Psikolog Susanna McMahon okumaları yaparken bugün cömertlik başlığı altındaki yazısında şu cümle beni mutlu etti: "Başkalarının egolarına bir şeyler vermeye karşı direnmeyi öğrenin, tıpkı kendi egonuza direndiğiniz gibi." Hediye almak ve vermek işinin gönüldenlikle ilişkilendiriyorum. Hediye verirken maddi anlamda verilecek pahalı bir hediye karşı tarafı ezer veya borçlandırma duygusu yaşatabilir. Sevgi, gönülden gelen bir duygu eksikse bir hediyede, kurdelesi eksik demektir. Bu yüzden hediye seçmek ego devredeyken hiç kolay bir iş değildir.