AHMET TEVFİK CERİTOĞLU

29 Aralık 2015 Salı

BİR AVUÇ FİDAN

Taksim’in çevresi gökdelen. Bir avuç fidan gezi parkında sırt sırta sallanıyor. Köklerinden zorla sökülen fidanların üzerinden ağır ağır dönen paletler ilerliyor. Paletlerin gölgesinde gaz maskeli, numaraları silik beyaz kaskların kapkara ellerinde baltalar. Hınçla can çekişen dalları buduyor. Kaçış yok. Kalan tek slogan da atılıyor. Baltalara karşı bir avuç fidan ağır ağır sallanıyor. Gökyüzü zift karası, gaz bulutu. gökdelenlerde milyonlar, televizyonların haber kanallarında penguenlerin yumurtlama dönemini izliyor.
Pencereden bir kadın bas bas bağırıyor. Elinde incecik yemyeşil bir dal evladını çağırıyor.



11 Aralık 2015 Cuma

ETEĞİMDEKİ TAŞLAR VII

Boşan yaşa! Öldür kocayı yaşa! Ölünce kocan yaşa! Bekarsan yaşa! Emekli mi oldun yaşa! Yaşa be kadın yaşa gitsin!
***
Ol'madan olunmaz; bilir. Üç günlük bok deşmeyle seyis de olunmaz onu da bilir. 
Eleştirmek haddim değil çünkü ol'madım; biliyorum.
***
Daha yolun başındayım önceleyin egomla haşır neşir olmamayı öğreniyorum.
***
Dün gibiydi... Zorlamayın hafızanızı. Unutuldu bile. Yenisine hazırlıklı olun.
***
Adalet Yakanlığından açıklama: Daktilo vereceksek niye attık hapse. Demokratik Türkiye.
***
1978'de 14 milyon ton tezek yakıt olarak kullanılmış. Yeni  yılda Türkiye'de ne bok yakacağız.

3 Aralık 2015 Perşembe

ETEĞİMDEKİ TAŞLAR VI



Çok küçüktüm; ilkokul bir. Bir kedimiz vardı adı Sibel.  Onun için kasaba giderdim. "Kedi payı" var mı? derdim. Kedi Payı...
                                                                       ***
En çok sevdiğim cümle: "Sevgi emek ister." Benim de klişem de bu...

                                                                       ***

Feda-kâr, nefret ettiğim bir kelime! Kârı olmayan koşulsuz sevgi annemde bile kalmamış.

                                                                       ***

Çok değer verdiğim bir büyüğüm sormuştu “ Ne olmak istiyorsun?” diye “Babam dışında, her şey” deyivermiştim.
                                                                       ***
Sonradan az emek ve az zaman da olunan her neyse "mış" gibi oluyor. Hani yemeği tattığınızda bir şey eksik dersiniz ve o eksiği bulamazsınız ama yersiniz.

                                                                       ***
İç siyasetten anlamadığım kadar dış siyasetten de anlamıyorum. Vatandaşım ben. Okulu var değil mi bunların?
                                                                       ***
Çağrılsak da bir düğüne gitmesek.
                                                                       ***
Ateş olmayan yerde közün ne işi var.

26 Kasım 2015 Perşembe

ETEĞİMDEKİ TAŞLAR V


Güneş doğmuşsa o gün de umut var, derdi babam, askerdi. Kahpe bir kurşunla vuruldu. Sandıkta tek kurşunum oy'du. Kahpe felek, onu da çalar mı dersin?
***
Geleceği okumak diye bir şey varır. Türkiye nüfusunun yüzde kaçı bu özelliğe sahip sizce?
***
Tarlada unutulmuş içi geçmiş karpuzlar gibi insanlar gördüm. 
***
Takvim yapraklarındaki öykü, özdeyişler ve geçmişte tarihe mal olmuş haberler okuyorum. O günler de bu günler gibiymiş. Bir de yağmurlar geliyormuş.
***
Güleyim mi ciddi bir devlet adamı gibi mi durayım bilemedim.
***
"Barış" kelimesini kullanarak haber yapmak, makale ve eleştiri yazmak 2023'e kadar yasaklanmıştır. "Barış" adı verilen her ne varsa toplatılacak. "Barış" sana diyorum uyan be oğlum.
***
Bar bar bağırıyorum sizi barış, huzur ortamını sağlayacak sloganlar atmaya ve futbolcusu Tanrı olmayan bir ülke olmaya çağırıyorum.
***
Güzellik geçici değildir. Güzellik yüreğinizdeki güzelliğin yüzünüze yansımasıysa bulaşıcıdır. Gülümseyince çok güzelsiniz.

ETEĞİMDEKİ TAŞLAR IV


Dayatma günlerinden biri olan sevgililer gününden sonra sorarım. Aşkınız gibi  ilk gün ki gibi taze mi? Şu şirkete gelen instagramdaki kokoş çiçek? Peki, kimin çiçeği kimin çiçeğini dövdü?
***
Bazen insan anlatamaz niye sevdiğini; kelimelerin o derin anlamları da sığ kalır. "İşte öyle bir şey" der, kestirir, atar. İfade edemez duygularını. Oysa kalp atışlarını dinletse.
***

Memlekette sakalı bırakan din taciri hoca, elinde cep telefonu olan fotoğraf sanatçısı, kişisel gelişim kitabı okuyan psikolog olmuş.Vay halimize!
***
Rüzgârlı bir havada deniz topunu yakalamak için peşinde yüzen bir adam gördünüz mü? Ben gördüm; boğuldu.
***
Kadermiş. Sen başkalarının önceliklerini kendi tercihlerinmiş gibi yaşa, sonra da başına gelen felaketlere de kader de. Oldu.
***
Memleket meselesiymiş, dış politikaymış.Ya bir minnoş ya da fırfır etekli bir bobin olsun. Boş ver, takma kafana.

25 Kasım 2015 Çarşamba

ETEĞİMDEKİ TAŞLAR III

Öleceği tarihi bilen birinin, kalanı teselli etmesi kadar acı bir şey yoktur. O yüzden öl de git.
***
Ben az söylerim; sen çok anla ya da git.
***
"Her canlı bir gün ölümü tadacak." Tamam da kaç kişi yaşamın tadına varacak?
***
Dün bir dostum telefonla aradı "Seni çok şey gördüm." dedi. Evet, teşhis telefondan doğru "Çok şeyim!".
***
Radyo programcısı olsam sabahları günaydın programında bugünün sorusunu "Kimi öldürmek istersiniz?" diye sorardım. Haydi asılın ceplere.
***
Ruh halimiz milletçe yerlerde onca soruna bir de ölüm korkusu.Selam veriyorum, almıyorlar ne olur ne olmaz canlı bombadır sanıyorlar. Oysa barış için osuruyorum..
***
Sürekli küfür eden gölgesinden bile şikayetçi bir insanı hoşça vakit geçirmek için hafta sonu bir etkinliğe çağırdığınız oldu mu hiç? Geldi mi?

BAZI İNSANLAR I

#atevfikceritoglu

Bazı insanlar vardır, onlar için mutsuzluk bir yatırımdır. Yakınlarına mutsuzluğu aşılar, onların mutlu olduğu her ne dal varsa budarlar.
***
Bazı insanlar vardır, onların özünde inanılmaz bir yaşam enerjisi ve uyum yeteneği vardır. "Ne öz ne de yetenek var." diyorsun. Bazı insanlar demiştim zaten.
                                                                       ***
Bazı insanlar vardır, günlük, bazıları haftalık arkadaştır sadece bazıları ise ömrünce dost kalır. Şimdiler de dost, kelaynak.
                                                                       ***
Bazı insanlar akrabalığı, hısımlığı bırak, arkadaşınız bile olamaz.
                                                                       ***
Bazı insanlar vardır hem kendinden hem de başkalarından beklentilerini yüksek tutarlar ve sürekli şikayet ederler; yaşamdan sonra sizden.
                                                                       ***
Bazı insanlar vardır olağan, küçücük bir şey yaparlar ve sonra karşınıza geçip o yaptıkları boka cila atarlar.
                                                                       ***
Bazı insanlar vardır sanırsınız ki dünyayı değiştirecek oysa mangalda kül üflemeye yetmez nefesleri.
                                                                       ***
Bazı insanlar vardır ne akar ne de kokarlar. Görseniz çok içtendirler.

ETEĞİMDEKİ TAŞLAR II

#atevfikceritoglu


Yapay veya doğal felaketler maruz kalmadığımız sürece her zaman tercihlerimizi yaşarız.Tercihlerimizden de biz sorumluyuz.
***
Farklı bakarız ve farklı yorumlarız. Bir elin parmakları gibi farklıyız.  Ne ölüm ne de yaşam aynı şeyi ifade eder, bize.
***
Dünya'nın insana ihtiyacı var mı? Evinizin orta yerine sıçan birine ne kadar ihtiyacınız varsa dünyanın da insana o kadar ihtiyacı vardır.
***
Kendi varoluşumuzun farkında olabilmek için gündelik yaşamın sıradanlığının da farkında olmak gerekir. Dolap beygirinin gözleri sizce niye bağlı?
***
Bir kurtulsam. Bu kaçıncı? Kimden? Neden? Eşinden, işten, şu veya bu sorundan, sorunlu akrabadan, arkadaştan? Kurtuldun bak. Mutlu musun?  Hayır mı? Mutsuzluk listende ne var şimdi? 

ETEĞİMDEKİ TAŞLAR I


Hem birilerinden hem de kendinden beklentiniz çok yüksekse hem kendinizi hem birilerini çorap lastiği gibi sıkarsınız. 
                                                                        ***
Mesela istifa etmeyi düşündünüz yıllarca çalıştığınız işinizden. Ve bir dostunuza da açıldınız. Ne der? "Yapma," der. Neden? Dostunuzun iç sesi " Ben yapamam," der.
***
Ana "server"lardan gözleniyoruz. Sokaklarda mobeseler iş başında. Yakında kıçımıza çip de takacaklar.

                                                                       ***                                                                  
İneklere takılan otomatik süt sağıcıları mehter marşı eşliğinde el değmeden saatinde süt toplar, Saatinde yemler. Ekrandan her şey kontrol altındadır. Referandum sonuçlarına da hile karıştıran YSK, sütünü verdi.Yemini o veriyor, ona göre.

UYAN

#atevfikceritoglu

En yakınını toprağa teslim ettiğin gece, içtiğin bir yudum suda çiğnediğin lokma boğazında düğümken bir kez daha doğarsın. İşte sana değişim. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak artık. Yas günlerini sindirdiğin günler kapını çalacak akbabalar, tarlada izi olmayanlar harmanda söze sahibiymiş gibi dizilecekler karşına. Demokrat postlu dayatma kültürünü hoca bildiklerinden devir almış yüzsüzler, buz kesecekler timsah gözyaşlarıyla sallanırken. Karparov zekalı bu donuk cam gözler, sabır taşlarınla oynayacak. Şeytan hesaplar, tek taraflı aile anayasası:“Bir sana, on bana," diye bölüşecek dünyanı.
Kim neye doğdu hiç düşündün mü? Zenginliğe doğanla esarete doğan bir mi? Eğer deden bir köle ise genlerinden torununa kalan bir urgan. Köle deyince Diyojen gelir aklıma, en son su içtiği tasından vazgeçmiş, canı pahasına yaşadığı fıçısından Koca İskender’i de def etmiş. Diyojen’in beyin hücrelerinden biri olsaydı şu beyninde kovalardın akbabaları.
Akbaba sofrasıymış; güçlü olan yaşarmış. Hadi canım sende, bu bir kumar, lades kemiğinin uzun parçası güçlünün pençesinde; sallıyor orkestrana, kendi karanlık notalarını çaldırtıyor.
Issız bir sokağın köşesinde karton üstünde dizlerin bükük ayaza düşmüş kabuslarında bir kibrit çakıyor, uyanamıyorsun, titreyemiyorsun. Ayağındaki pırtık botlar boş duruyor.

Ahmet Tevfik Ceritoğlu


ŞEHİT ANASI

#atevfikceritoglu

İş gezilerine çıktığımda kaldığım beş yıldızlı otellerin kasvetinden olsa gerek, gecenin en olmadık yerinde uyanırdım.
Bu ay satış kotası tutacak mı? Gaziantep siparişi açar mı? Denizli ödeme yapar mı? İstanbul, İzmir,...Televizyonu açardım, bir gün öncesinin tekrarı sabah haberlerinde şehit anası yüzleri geçerken neşi beklerdim.
Yıllar sonra yine gece yarısı uyandım bir otel odasında. Saati tahmin edemiyorum. Beyaz güvercin görünümlü şu akbaba iktidar, sandıktaki oylar gibi saatlerle de oynuyor. Kabus gördüm, yelkovan sürüyü takibe dalmış, akrep de saat başı beni sokuyordu. 
Oysa emekliyim, bir fotoğraf gezisinin gece yarısı. Yazdan kalma bir hafta sonu kasımda. Biri birine benzemez genç, olgun bir avuç insan milattan önce bir uygarlığın henüz dinamitlenmemiş antik şehrin amfi tiyatrosunun basamaklarında fotoğraflar çekmiş, yorulmuştuk. 
Eğer bu pazar sabahı da güneş gelirse Dalyan'da kanalda buluşup kaya mezarlarına yolculuğa çıkacağız. 
Yıldızsız bir otel, televizyon ve telefon yok odada ama ücretsiz wifi var. Elimdeki akıllı telefondaki televizyon kanallarından şehit anası profilleri geçiyor.